Dyghavva

Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Küçük mutluluklar denilen şeyleri doğru dürüst değerlendirmesini bilirseniz, bunların aslında büyük, hem de çok büyük mutluluklar olduğunu anlarsınız. Örneğin, bütün bir yaz gününü, Anadolu yollarında toz toprak içinde külüstür bir otobüste geçirdikten sonra, akşamleyin küçük bir kıyı kasabasına varmışsınız. Ucuz bir pansiyonda soğuk bir duş yapıp kumsaldaki kırgızinosuna gidiyorsunuz. İki ayağınız suya değecek biçimde masanızı denize doğru çekiyorsunuz. Garson, beyaz peynirinizi, kavununuzu ve rakınızı getirdikten sonra, hiç kimse görmeden usulcacık ayakkabılarınızı çıkarıp, bütün gün sıcaktan pişen ayaklarınız bileğinize kadar serin denize sokuyorsunuz. Ve güneş karşınızda batarken rakınızı yavaş yavaş içiyorsunuz. Sorarım size büyük bir mutluluk değil mi bu küçük mutluluk?
Sayfa 9 - Yapı Kredi Yayınları
Edebiyat
9/10
·264 syf.·
2024 1. kitabı
Tren Ankara'dan İstanbul'a doğru gitmektedir. Birkaç saat süren bu yolculuk uzun bir zaman dilimine yayılır. Trende bulunan üç karakterin Kapak Kızı üzerinden geçmişlerini hatırlayıp kendi hayatlarını gözden geçirdiği, sorguladığı bir anlatıyla karşı karşıyayız. Önce trende çalışan garson Bünyamin'in gözünden rutin iş hayatı ve iş arkadaşları, ailesi ve yakın arkadaşı Tayfur anlatılıyor. Sonra bankacı Ersin'in küçük şehirlere gitmek zorunda olduğu iş hayatı bıkkınlığı, arkadaşı Hakan ile olan diyalogları ve birbirlerini anlamayışları... Sıra radyo programcısı Selda'nın gözünden satırlar okumaya geliyor. Üç ayrı insanın tek bir ortak noktası var KAPAK KIZI... Üçü de Kapak Kızı Şebnem'i konuşuyor. Şimdi onlar konuşuyor ama söz sırası Şebnem'e de gelecek Yeşil Peri Gecesi isimli romanda...
Edebiyat
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,7bin okunma
Kafasında dizilen kelimeleri bozmak yerine ilerletmek, bir tıpayı açmak, bir kapağı kaldırmak, sızlayan bir çıbanı patlatmak gibi garip, akıtıcı, arındırıcı bir istek. Sanki bunu yaparsa varlığını saran bir örümcek ağından, bir kefenden, içine hapsolduğu boğuntuyu oluşturan her neyse ondan kurtulacaktı.
Sayfa 220 - Can
Edebiyat
Selda garipsedi bu sözü. Vadesi dolmuş. Ölüme kayıtsız şartsız boyun eğdiğini dile getiren bu insanlar, ölümü itmeyi, öteye git demeyi hiç düşünmüyor, bu ilk kabulü hiç tartışmıyorlardı. Yaşamak bir borçlanma, ölüm de bu borcun ödenmesiydi. Bu sözde ölünün ölerek oluşturduğu manevi âlemi hiçe sayan, ölümün kendisini somutlayan fazla soğuk bir şey vardı, ölümün mutlaklığına olan sonsuz inanç. Evet, mutlak olmasına mutlaktı ölüm, ama yine de böylesine soğuk bir kabulle dile getirmek, insanın bir bedende var olduğuna değil, o bedende kesinlikle öleceğine inanmaya öncelik tanıyordu.
Sayfa 214 - Can
Edebiyat