Zaman zaman kendimi tüm insanlıktan daha güçlü duyuyorum, ama kendimi aynı anda çıplaklıklarından sıyrılmaya çalışan ağaçlar kadar da bırakılmış duyuyorum. Özellikle ben’in, ben’i bıraktığı anlarda. Ya da ikisi bütünleştiğinde. Ve birdenbire, şimdiye dek hiç algılamadığım bir duygu gelip beni buluyor:
Bırakılmışlığın Tadı
Böylesi bir duyguyu şimdiye dek hiç algılamamıştım.
bundan böyle acıları mutluluk olarak nitelendirmeye karar verdim. Yaşamımın en mutlu anlarında da aynı güçle acıyı duymadım mı. Ve acıların ötesinde bir beklenti vardı: Kendi dünyamın beklentisi.
Ben boş yere çıldırmıyorum … mademki aklımın bacası çarpık tütüyor.mademki akıllıların zihniyetinden ayrılıyor…mademki arızasız zihinler beni zavallı bir malul mevkinde görüyor …
Bırak cinnetin verdiği mazeretle vicdanımdan kabaranları hep ortaya saçayım…