8/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:22
Roma Tatili kitabının devamı gibi çünkü bu kitapta Amelia ve Noah da yer alıyor ama ana karakterler Noah'ın kardeşi Annie ve Amelia'nın koruması Will var. Amelia ve Noah'ın düğün hazırlıkları devam ediyor. Annie, Will'e aşıktır ama Will, ciddi ilişkilerin adamı olmadığını düşünüyor ama o da aslında Annie'ye aşıktır. Bu ikilinin iletişimleri, arkadaşlıklarının aşka dönüşmeleri, birbirlerine doğru çekilmeleri ele alınmış kitapta. Roma kasabasında aşk başkadır. Kitap benim için eğlenceliydi, okuması keyifliydi sadece biraz fazla uzundu sanki. O yüzden kitaba puanım 8/10 :)
Aşkın PratiğiSarah Adams · Go Kitap · 202555 okunma
Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy
10/10
·116 syf.··
2026 34. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:03
Milli şairimizin hayatını anlatan bu eserde; kronolojik olarak hayatını okurken şairimizin ilmi, ahlaki ,sanatsal ve fikri yönünü okuma fırsatı buldum. Mehmet Âkif Ersoy'un hayatı boyunca her yaşadığı olayla ilgili bir şiir yazması, hakikat konuşulması gerektiğinde kimseden çekinmemesi ve arkadaş seçiminde de hakikati açıkça haykıran arkadaşlarla birarada olması beni etkiledi. TBMM tarafından Kur'an'ı Kerim'in Türkçe Meali'nin yazımı için Mehmet Âkif Ersoy uygun görülmüş. Mehmet Âkif Ersoy ise bu görevi Elmalılı Hamdi Yazır'a devretmiş. İstiklal Marşımız kolay yazılmadı. Mehmet Akif Ersoy: Hafız, Alim, Baytar, Muallim , Milli Mücadeleye katılan bir kahraman, İslam dünyasının o dönemdeki vaziyetini görüp İslam davası için her türlü fedakarlığı yapan, onların yeniden birlik olup bir Medeniyet kurmaları gerektiği düşüncesine sahip olan ve Asım'ın neslini yetiştirmek gerektiğini savunan Dava Adamı. Müslümanların Milli ve Manevi duygularını güçlendirmek için Milli Mücadelede komisyona katılıp halka moral veren ve kürsülerde halkı bilinçlendirmek için onlara seslenen bir Hatip. Aynı zamanda bir Mütefekkir. Dervişlerin ahlakından da ilham alan bir Şair. ( Eserde ilk zamanlar Mehmet Âkif'in II.Abdülhamid'e muhalif olması ve hürriyet yanlısı İttihat Terakkiye destek olması geçiyor. Ama Mehmet Âkif'in ileride bu fikirlerinde değişim yaşayacağına değinilmemiş. Kitap biyografi niteliğinde kısa ve öz.) Kitabı okumak isteyenlere tavsiye ederim. (Mehmet Âkifle ilgili okunabilecek kitaplar: Mehmet Akif,Mehmet Âkif, Mehmed Akif (Cilt 1), Mehmed Akif (Cilt 2)
Alıntı
İstiklâlimizin Bülbülü Mehmet Akif ErsoyMustafa Kara · Bursa İlahiyat Vakfı Yayınları · 201323 okunma
Reklam
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Bazı kitaplar insana sadece bir hayat hikâyesi anlatmaz, durup kendi niyetini ve koşturmacasını sorgulatır. Dindar Bir Doktor Hanım benim için tam olarak böyle oldu. Cumhuriyet döneminin ilk tesettürlü kadın doktoru olarak, mesleğini sadece bir kariyer değil, bizzat ilâhî bir emanet ve yeryüzü nöbeti olarak gören inanmış bir kadının dünyasına tanıklık ediyoruz. Doktor Abla'nın her zorluktaki sessiz azmi ve hastalarına şifa dağıtırken sergilediği uçsuz bucaksız şefkat hayran kalınmayacak gibi değil. En uzak olduğum mesleklerden biri de olsa, için için doktor olmayı istetti desem yeridir. Kitabın beni çok etkileyen yanlarından biri, kendisinin Medine aşkı oldu. Kalbinin her atışında, attığı her adımda Medine’ye ve Efendimiz’e (s.a.v.) duyduğu derin hasreti, saf teslimiyeti kendi içimizde hissediyoruz. Bununla birlikte, çevresindeki inanılmaz, müthiş entelektüel ağ da kitaba bambaşka bir zenginlik katmış. Dönemin en nitelikli, ilim ve fikir insanlarıyla örülü muazzam çevresi, onun ufkunu ve manevi derinliğini nasıl da beslediğini gözler önüne seriyor. Bir de kitap süresince bazen bir şeyhin, bazen entelektüel derinliği olan bazı zatların, bazen de sıradan ve hatta belki cahil diyebileceğimiz insanların yaşamış olduğu manevî hâller okurken tüylerimi diken diken etti. Kitabı bitirip kapağını kapattığımda, içimi upuzun bir tefekkür ve çoktandır hissetmediğim duru bir ferahlık ve biraz da nedâmet kapladı. İnsanın inancıyla, dert sahibi olmasıyla ve merhametiyle tek başına dahi olsa, dünyayı nasıl güzelleştirebileceğini bu yolculukta yeniden gördüm. Ve boşa geçirdiğim her bir anın sancısını iliklerime kadar hissettim. Elimde olsa herkesin bu güzel eserle mutlaka tanışmasını sağlardım. Müslüman kadın imajı nasıl olmalı, en üst seviyede yaşayarak gözler önüne seriyor. Çok çok
Dindar Bir Doktor HanımAyşe Hümeyra Ökten · Timaş Yayınları · 20251,743 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 9. kitabı
! Spoiler içerebilir ! Siz sevdiği kitapları tekrardan okuyanlardan mısınız bilmiyorum ama ben değilim. Ne kadar sevsem de elim bir okuduğuma bir daha kolay kolay gitmiyor benim. Biraz herhangi bir yerde kıpırdayamaz hale gelecek şekilde kök salmamak için biraz da daha okumamış olduğum kitaplardan yayılan bilinmezliğin, farklı bir düşüncenin, cümlenin, karakterin cazibesinden sanıyorum. Başka nedenleri de olabilir. Yalnız birkaç seferdir okuduğum kitapları daha bitirmeden tekrar okumanın hayalini kurarken buluyorum kendimi. Kitaba daha onu bitirip bir kenara atmadan tekrar çekiliyorum. Feniçka da bu duyguyu iliklerime kadar hissettiğim bir kitaptı bir süredir. Çok kısa bir zaman önce okumama rağmen tekrar elime aldım onu. İlk okumamda çok etkilenmiştim. Sürekli bir sonraki sayfanın heyecanı içinde bazı yerleri çok da anlamasam da geçmişim. Bunu çok net fark ettim. Tekrar okuduğumda mekanlar diğer kişiler vs. ye dair şeylere çok daha dikkat etme fırsatım oldu. Salomenin hayatını çok daha iyi bilerek okuyunca içinde kendi hayatına dair daha çok şey gördüm. 8. Sf'da hem yazarına hem karakterine ait ortak özellikler göze çarpıyordu: •Moskovada doğmuştu. (St. Petersburgda doğdu) •Eski bir askeri doktor olan babasıyla (Salomeninki de rus general) birlikte daha küçük yaşlarda İsviçreye gitmiş, burda üniversite öğrenimine başlamıştı. •Babasının ölümünden sonra (17 yaşında kaybetmiş Salome de babasını) bir yığın çaba gerektiren uğraşlarl, ders vererek, her türden çeviriler yaparak azimle eğitimini sürdürmüştü. •Anlaşılan Zürihte (Salomenin okuduğu yer) arkadaş olduğu pek çok erkekle birlikte okuyordu. Bunlar yakalaması kolay benzerliklerdi ama dediğim gibi ben kitap boyunca bunları gördüm. Eğer Salomeyi Nietzsche'nin evlilik teklifini reddeden kadın olarak tanıyorsanız
FeniçkaLou Andreas-Salomé · İş Bankası Kültür Yayınları · 20219,5bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 13:03
Bazı romanlar yüksek sesle konuşur, bazıları ise sessizliğiyle insanın içine işler. Ahraz, okuru yalnız bir hikâyenin değil, kendi vicdanının da karşısına çıkaran eserlerdendir. Roman ilk bakışta anne-oğulun yaşam mücadelesini anlatıyor görünse de, aslında bundan çok daha fazlasını sunuyor. Farklı olana karşı geliştirilen önyargılar, toplumun dışlayıcı tavrı, merhamet, vicdan ve empati gibi kavramları derinlemesine sorgulamamıza sebep oluyor. Ahraz olarak bilinen İsrafil'in sessizliği, çoğu zaman konuşan insanların gürültüsünden daha güçlü bir anlam taşıyor. Onun, sessizliğinde insan olmanın ne anlama geldiğini bizlere düşündürtüyor. Toplum tarafından "öteki" ilan edilen bu çocuk, aslında insanların kendi korkularını, önyargılarını ve vicdansızlıklarını yansıttıkları bir ayna haline dönüşüyor. Romanın en etkileyici yönü burada karşımıza çıkıyor çünkü yazar; kötülüğün farklı olanda değil, farklı olanı anlamaya çalışmayan bakış açısında saklı olduğunu vurguluyor. Romanda Yusuf usta gibi karakterler ise umudu temsil etmekte, onların İsrafil'e yaklaşımı, insanın sevgi ve anlayışla önyargıları aşabileceğini göstermektedir. Bize yalnız acıyı anlatmakla kalmayıp merhametin iyileştirici gücünü de yeniden hatırlatıyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan tek soru; Gerçekten ahraz olan kimdir? Konuşamayıp duyamayan İsrafil mi, yoksa konuşup duymasına rağmen vicdanının sesini susturan insanlar mı? Ahraz, ötekileştirilenlerin sessiz çığlığını, insanın vicdanıyla hesaplaşmasını ve merhametin dönüştürücü gücünü anlatan, uzun süre etkisinden çıkılamayacak bir roman. Sessizliğin içindeki en güçlü sesi duyabilenler için...
AhrazDeniz Gezgin · Yapi Kredi Yayınları · 20245,7bin okunma
Puan vermedi
Edebi olarak cok tatmin edici değil ama akıcı bir okuması var. Ben daha çok olay ordusuyla ilgileniyorum. Kitap yorumlarında Marianna ya kendi değerinin farkında olmamasından dolayı cok eleştiri yapılmış. Katılmıyorum. Bazı şeyleri etrafımızdaki kişilerin davranışlarından öğreniyoruz. Doğduğundan beri kimse seni sevmediyse, ihtiyacin olan ilgiyi alamadıysan bilmediğin bir seyi kendine nasil sağlayabilirsin ki? Mesela etrafındaki herkes sana sesin cok ince, cok rahatsız edici lütfen saeki soyleme derse, ne kadar istersen iste sarki söylemezsin. Sesinin kotu oldugunu düşünürsün. Ta ki gerçekten dinlemeyi bilen birisi sesini duyana kadar. Birisinin sana sesinin guzel oldugunu söylemesi lazim, inandırmasi lazim ki sarki söyleyebilirsin. Çehov un Altıncı Koğuş kitabında da herkes deli olduğuna inandığı icin ana karakter tımarhaneye yatırılmıştı. E bir yerden sonra ana karakter d einandi buna. Biz insanlar biraz birbirimizin yansımasından da yaşıyoruz. Kendimizi görebilmek icin birbirimizin gözlerine bakmaya ihtiyacımız var. O yuzden bugünlerde metalasan psikoloji hesaplarının da dayattığı icin kendinine değer ver kendinin farkına var falan bunlar oyle kolay seyler degil. Tek başına da olmuyor. E zaten olsaydı Sallinger dünyanın en mutlu adamı olurdu. Öte yandan cok sevmenin, insanın karakterini degistiremedigini de gordum. Bir insan bir insanı cok sevebilir ama onun icin yapması gerekenleri yapamayabilirmis. Ben beni hep yeterince sevmemek sanırdım. Değilmiş. Yeterince sevsen bile yapamayınca yapamiyormussun. Belki ben de gecmiste bir yerlerde yeterince sevilmisimdir. Bundan asla emin olamayacağım. Bir de şu var. Bir insanın ailesi varlikliysa ve cok çalışıyorsa, inerse, bağımsızlığını kazanmaya uğraşıyorsa; ya da gelecegi icin hicbir sey yapmıyorsa ikisi de ayni
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma
Reklam
Reklam