Muhabbet
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 02:22
Ah, nerden başlayacağım inanın bilmiyorum. Kitabın son sayfalarında birkaç damla gözyaşım akmış olabilir. Bitmesin diye teşekkür kısmını bile iki üç kez okumuş olabilirim. Okunmamış tek bir kelime dahi bırakmak istemedim. Bir kurgu karakterine böyle gönülden bağlanacağımı tahmin etmemiştim. Sybil, içimde farklı duygular uyandırdı. Empati kurmak , onu anlamaya çalışmak hem güzeldi hem de üzücü. Yazarın o kadar çok karakteri ayrı ayrı konuşturması ve her bir karakterin kendine has tarzı, içimizde oluşturduğu karakter sesi dahi olması ne kadar yetenekli ve zekice yazılmış bir eser olduğunu gösteriyor bana göre. Tabi burada çevirmenin de hakkını yememek lazım harika bir çeviri olmuş başka eserlerde bazen okuduğun cümle oraya oturmuyor yakışmıyor ne alaka diyorsun ya hani.. burda her bir cümle tam yerine cuk oturmuş. Duygularımı kenara bırakıp kitaptan biraz bahsedecek olursam, kitap farklı tarzda yazılmış ve beni etkileyen kısımda özellikle bu oldu. Mektuplardan ve e-postalardan oluşan bu eser, Sybilin hem geçmişine hem de şimdiki yaşantısına ışık tutuyor. Olmuş olanları ve yaşananları okuyucuya sunuyor böylelikle. Çok fazla karakter var. Başta o kadar ismi ve karakteri Sybil’in nesi olduklarını akılda tutmak zor olsa da okudukça kişiler zihinde yerine oturuyor. Ben tek tek isimleri not almadım ama siz kolaylık olsun derseniz isimleri ve kim olduklarını not tutarak da ilerleyebilirsiniz. Sybil yeri geldi güldürdü beni o inat, sert, bilmiş ve özgüvenli tavırlarıyla. Yeri geldi üzüldüm haline, yaşadıklarına. O kadar acı dolu hayatına, yasına, kaybına, suçluluklarına rağmen ayakta durma çabası takdire şayandı. Kitap bitti ama sen benimle yaşamaya devam edeceksin Sybil. Fazla detaya girmek istemiyorum. Zaten çok uzattım. Uzun zamandır kurgu bir eseri bu kadar övmemiştim.
1000Kitap
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202646 okunma
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 00:00
Dip, kısa olmakla övünen, bunu da hak eden bir kitap. Sadece 80 sayfa. Seth Godin bu kitapta, herkese sürekli mücadele etmeyi öğütleyen klişe motivasyon söylemlerinin tersine gidiyor ve oldukça kışkırtıcı bir fikir ortaya atıyor: "Bazı durumlarda vazgeçmek, devam etmekten daha akıllıcadır." Kitabın merkezinde "Dip" kavramı bulunuyor. Godin'e göre başarıya giden hemen her yolda, insanların çoğunu pes ettiren zor bir aşama vardır. İşte bu aşamaya "Dip" demiş. Bildiğimiz dip. Eğer bulunduğunuz zorluk geçici ve sonunda sizi rakiplerinizden ayıracak bir eşikse devam etmelisiniz. Ancak bazı uğraşlar çıkmaz sokaktır, ne kadar emek verirseniz verin anlamlı bir sonuç üretmeyecektir. Böyle durumlarda inat etmek yerine, yön değiştirmek daha mantıklıdır diyor. Kitap, okura yaptığı işle ilgili olarak, "Gerçekten doğru hedef için mi mücadele ediyorum?", "Bu zorluk geçici mi yoksa kalıcı mı?", "Başarısız olmaktan korktuğum için mi devam ediyorum?" gibi sorular sorduruyor. Yazara göre, vazgeçmek her zaman bir yenilgi değil, bazen stratejik bir karardır. Kitabı bitirdiğinizde motivasyonunuzun artmasından çok, enerjinizi nereye harcamanız gerektiğini daha açık sorgulamaya başlıyorsunuz.
DipSeth Godin · Profil Yayıncılık · 2020842 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·155 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Kitabı beğendim. Sonları biraz felsefik ve profesyonel bir yaklaşımla yazılmış ama zaten psikolojik analiz yapılan bir kitap. Konusu başlı başına pek çok kitaba filme ev sahipliği yapmış nazi almanyasının işkenceleri, toplama kampı hayatı ve insanların onurunu bir insandan da ziyade hayvan gibi yaşatarak zedelemelerine dayanıyor. İnsan ne olursa olsun kıymetli bir varlıktır. Bu şekilde rehabilite edilemez diye düşünüyorum. Her şeyini kaybetmiş,hayatta bedeninden başka bir şeyi kalmamış bir kimse bundan sonra yaşamda nasıl bir anlam bulabilir? Hayat onun için bitmiş sayılmaz mı? Kitapta bu sorular üzerinde çok duruyor ama hayatı yaşanılabilir yapan sahip olduğumuz yada yaşadığımız şeyler değil onlara yüklediğimiz anlamlar ve anlamlandırma çabasıdır. Yazarımız da Victor Emil Frankl logoterapi adını verdiği metod ile tükenmişlik yaşayan hastaların hayatlarında anlamlar bulmasını sağlıyor
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
Muazzâm bir detaylı anlatım…
Puan vermedi·64 syf.··
2026 73. kitabı
Esselamu aleykum ve rahmetullahu ve berâketuh… Bu elimde bulunan eserin ilk incelemesini yazdığım için biraz hüzünlü (daha evvel okunmadığı için yada inceleme yazılmadığı için ) Birazda eseri yazanın , tercüme edenin Ecrin’e ortak olabilme ihtimalimden dolayı sevinçli , Ve birazda insanlara ulaşabileceğine dair ümitliyim. Tüm TAĞUTLARI LÂ diyerek red eden ve İLALLAH diyerek imân eden, müminlere karşı yumuşak, müşrik ve kafirlere karşı sert olan kardeşlerimin, kelime i Tevhid (fıtrat kelimesi) İle ilgili eserleri incelerken elimde bulunan ve içi delilleri ile tevhidin doğru anlaşılabilmesi, anlatılabilmesi için, hatta nasıl yaşanması gerektiğine dair ender rehberlerden biri olduğuna inandığım için şiddetle tavsiye ediyorum… Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve sahabesi bu kelime, bu kelimenin korunması ve kalplerde iyice yerleşmesi için en değerli şeyleri feda etmişlerdir. Fani ve dünyevi ganimetlerden hiçbir şeyi bu kelimeye tercih etmemişlerdir. Kureyş Peygamber'e tevhid davetini bırakmasına karşılık efendilik, krallık, mal ve istediği dünya nimetlerini teklif etti ama Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) onların bu isteklerini reddetti. Allahım, bilerek sana şirk koşmaktan sana sığınırız, bilmeden şirk koşmaktan da sana sığınırız. Allahım, bizi müslüman olarak yaşat, müslüman olarak vefat ettir ve bizi salihlere ilhak eyle. Allahım, dünyadaki son sözümü "Lâ ilâhe illallâh" eyle. Allahumme amin
Varlık Âlemindeki En Büyük Kelime: Lâ İlâhe İllallâhAbdullah Muhaysini · Hidayet Yayınları · 20231 okunma
Puan vermedi·155 syf.··
2026 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:03
Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar insanın içine yerleşir. İnsanın Anlam Arayışı benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Kitabı kapattığımda aklımda kalan şey acı değil, umut da değil. Daha çok şu soru oldu: İnsan, elinden her şey alındığında geriye ne kalır? Viktor Frankl bu soruyu bir masa başında değil, hayatın en karanlık yerlerinden birinde cevaplamaya çalışıyor. Bu yüzden kitapta anlatılan her düşünce, teoriden çok yaşanmışlığın ağırlığını taşıyor. Okurken bazı satırların altını çizmedim; çünkü bazı cümleler doğrudan insanın içine çiziliyor. Kitabın bana bıraktığı en güçlü düşünce, hayatın bize bir anlam borçlu olmadığıydı. Belki de biz hayatın sorularına cevap vermekle yükümlüyüz. Bazen bir insan, bazen bir hayal, bazen de sadece yarına ulaşma isteği insanı hayatta tutabiliyor. Bu kitap bana mutluluğun değil, anlamın peşinden gitmeyi hatırlattı. Çünkü mutluluk her zaman bulunmuyor. Ama insan, en zor zamanlarında bile kendine bir neden bulabiliyorsa yoluna devam edebiliyor. İnsanın Anlam Arayışı bir kişisel gelişim kitabı gibi görünse de aslında bundan çok daha fazlası. İnsanın kırılganlığını, dayanıklılığını ve en karanlık zamanlarda bile içinde saklayabildiği ışığı anlatan bir eser. Bazı kitaplar bilgi verir. Bu kitap ise soru sorar. Ve o sorular, son sayfadan sonra da insanın peşini bırakmaz.
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
Tam yeşil değil
8/10
·308 syf.··
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:35
Kitap üç bölümden oluşuyor ve onu farklı kılan şey üç bölümü ayrı üç karakterin anlatımı oluyor. Her karakter kendi hikayesinin baş kahramanı olduğu için ayrı üç hikaye okuyormuşuz gibi gelebilir ama onların buluştuğu ortak payda kitabın yazılış amacı oluyor. Bunlar aşk, sevgi, burjuva ve proleterler arasındaki farklar ve yalnızlık. İlonka Peter e verdiği sevginin karşılığını alamaz. Peter ise jüdit e ulaşamadıkça aşık olur ya da olduğunu sanar. Peter judit le olan sınıf farkını asla göz ardı edemez. Ama kendi sınıfından olan İlonka ile de yapamaz. Bu basit ve gayet klasik aşk üçgeni Peter in ne istediğini bilememesi yüzünden oluşur. Sevgiye karşılık veremez ve aşkına sahip çıkamaz korkağın tekidir aslında. Burjuva oluşuyla övünmediğini söylese de onun getirileri olmadan yaşayamaz. Sonunda yalnız kalır. Bunlar olurken yani insanlar kendi “küçük” acılarıyla boğuşurken dünya, ikinci “büyük” savaşın eşiğindeydi. Durup üzülmeye fırsat bulamadan kendi sorunları içinde boğuluyorlardı. İlonkanın kızıl hastalığından ölen 2 yaşında bebeği vardı. Dünyada da savaş yüzünden ölen milyonlarca bebek. Peki şimdi hangi acı daha büyük? Kitabın ikinci bölümünü Peter anlatır ve yalnızlığı güzellemeye başlar çünkü farkındadır hiç kimseyle mutlu olamıyordur. 8 yıllık İlonka ile olan evliliğini bitirip judit e kavuşup onunla da olamadığını anladığında bize bir hikaye anlatır: Bir adamın hayattaki en büyük arzusu yeşil bir balık kutusuna sahip olmaktır. Balıkçıların iğne, misina ve yemlerini koydukları o metal, yeşil kutulardan… Adam yıllarca bunu düşler. Yaşlanır, ömrü geçer. Sonunda tanrılar ona acır ve istediği kutuyu verirler. Adam kutuyu eline alır, uzun uzun inceler ve hayal kırıklığıyla şöyle der:“Bu tam yeşil değil.” Peter anlar ki judit de onun tam yeşili değildi. Hayatta Tam
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,443 okunma