‘Ne yani, benim inancım, kimliğim herkesinkiyle eşit mi ? E, o zaman benim hiçbir özelliğim, üstünlüğüm kalmıyor; herkesle inançta, kimlikte eşitlenirsem ben ne bok yiyecem, benim bu kimliklerden başka bir niteliğim yok ki! Biterim lan ben!’ diye düşünüyor.
Fakirleşen köylüler şehre gelerek seçimlerde oylarını çok para verenlere satıyor ve böylece bunlar istikrarsız ve her çeşit siyasi ihtilal'e hazır proletarya'yı meydana getiriyorlardı.
Standardize edilen, aslında ürün de- ğil tüketicidir.
Standart hâle getirme, kapitalist üretim-tüketim döngüsüne doğrudan hizmet eder. Uluslararası şirketlerin her yerde aynı ürü- nü satabilmesi için global standartlar koyması gerekir. Fakat me- sele müşteriye yüksek standartlara sahip ürünler sunmak değil dir. Mesele, Avrupa'dan Çin'e, Afrika'dan Hint alt kıtasına, İslam dünyasından Latin Amerika'ya kadar dünyanın her yerinde birbirinden farklı toplumların ve bireylerin aynı ürünü tüketecek bir standarda kavuşturulmasıdır. Standardize edilen, aslında ürün de- ğil tüketicidir.
"Peki, şimdi Kensington Bahçeleri'nde yaşamıyorsan... "
"Hala bazen gidiyorum oraya. "
"E o zaman genelde nerede yaşıyorsun?"
"Kayıp çocukların yanında."
"Kim onlar?"
"Dadıları başka tarafa bakarken pusetlerinden düşen çocuklar. Yedi gün içinde kimse onlara sahip çıkmazsa uzaklara, masraflarını üstlenen Hiçbiryer'e gönderilirler. Ben de onların kaptanıyım. "
"Ne kadar eğlencelidir kim bilir! "
"Evet," dedi kurnaz Peter," fakat oldukça yalnızız biz. Yani hiç kız arkadaşımız yok. "
"Öbür çouklar arasında kız yok mu?"
"Ah, hayır... Kızlar pusetlerinden düşmeyecek kadar akıllıdır. "