Psikolojik Dayanıklılık
Günlük Yaşam için Psikolojik Dayanıklılık Programı Bu programın 4 temel direği vardır: 1. Bilişsel Direnç: Düşünce kalıplarını yeniden programlama. 2. Duygusal Düzenleme (Regülasyon): Sinir sistemini sakinleştirme. 3. Anlam ve Amaç: Değerlere dayalı bir pusula oluşturma. 4. Aşamalı Maruz Kalma: Konfor alanını kontrollü büyütme. A. GÜNLÜK RUTİN (Zihinsel Hijyen ve Pratik) Bu adımlar, her gün uygulandığında zihinsel "kaslarınızı" güçlendirecek temel egzersizlerdir. 1. Sabah (5-10 Dakika): Zihni Kurma ve Hizalama Güne tepkisel (reaktif) değil, bilinçli (proaktif) başlayın. • Taktiksel Nefes (2 dk): Uyanır uyanmaz, sinir sisteminizi dengeleyin. • Teknik: 4 saniye nefes al (burundan), 4 saniye tut, 4 saniye ver (ağızdan), 4 saniye boş bekle. (Bunu 5-10 kez tekrarlayın). • Bilimsel Karşılığı: Parasempatik sinir sistemini aktive eder, kortizol (stres hormonu) seviyesini düşürür. Amigdala'yı sakinleştirir. • Amaç Belirleme (3 dk): • "Bugünkü en önemli 1-3 şey nedir?" (Bu, dikkatinizi dağılmaktan korur). • "Bugün nasıl biri olmak istiyorum?" (Örn: "Sabırlı", "Odaklanmış", "Anlayışlı"). • Bilimsel Karşılığı: Viktor Frankl'ın "anlam" ilkesi. Güne bir amaç yüklemek, Prefrontal Korteks'inizi (PFC) günün zorlukları için hazırlar. 2. Gün İçinde (Anlık): Stresör Anında Müdahale (SIT'in Uygulama Aşaması) Stres (trafik, zor bir e-posta, tartışma) başladığı anda devreye girer. • DUR ve GÖZLE (1 Dakika): • Dur. • Uzaklaş (Zihnen bir adım geri at). • Rahatla (Bir kez taktiksel nefes al). • GÖZLE: "Şu an zihnimde hangi düşünce var?" ("Yetiştiremeyeceğim", "Bana aptal muamelesi yaptı"). "Bedenimde hangi his var?" (Mide bulantısı, çene sıkışması). • Bilimsel Karşılığı: Bu, amigdala'nın otomatik pilotundan (tepki) PFC'nin bilinçli kontrolüne (yanıt) geçiş anıdır. • Bilişsel Yeniden
Kişisel Gelişim
Okumak Üzerine
İnternet çağında okumanın yükselen bir değer olmadığı aşikar gibi gözükmetedir. Hız çağındaki dijital ortamda zaman harcamak yerine kaplumbağa hızıyla okumak tabii ki bir tercih konusu olamamaktadır. İnsanlar, bilgiye kısa ve özet olarak ulaşmakta, bunun sonucu da hiçbir şey hakkında derinlemesine bir malumata sahip bulunmamaktadır. Bu nedenle kişi yüzeysellikten kurtulamayıp, sığ değerlendirmelere malik olmaktadır. Elbette her okuma kişiyi sığ olmaktan kurtaracak diye bir kaide yoktur. Bazıları önyargılarını pekiştirmek için kapalı devre okuma yapmakta, hirbir sorgulamaya yada farklı bir eleştirel okumaya yer vermemektedirler. Yapılması gereken eleştirel okuma faliyetine yol açan bir kişisel eğitim proğramına sahip olmaktır. Tüm bunları söylüyoruz, fakat bu herkesin okuma alışkanlığını kazanabileceği anlamına mı geliyor? Tabii ki de hayır. Okumak bir anlamda piyano çalmaya benzemektedir. Herkes piyano çalamıyorsa, herkeste kitap okuyamaz. Çünkü bu çocukluktan itibaren kazanılan zor bir alışkanlık olduğu gibi, hem zaman, hem para ve en zoruda emek gerektiren bir sürecin ürünüdür. Buna rağmen çaba harcamak koşuluyla okumak mümkündür. Voltaire'nin deyişiyle " Okumayı öğrenmek sanatların en gücüdür" Bu alışkanlığı kazanmak uzun süreli olarak kendini disipline etmeyi yani bir tür irade terbiyesini gerektirir. Ama ille de okumuyorsanız şöyle bir söz var: “ Okuma yazmanız oluğu halde kitap okumuyorsanız, okuma yazma bilmeyen insana karşı bir üstünlüğe sahip değilsiniz.” Sonuç itibariyle onlarda sizde okumuyorsunuz son tahlilde. Eğitimli olmanız bu durumda bir fark yaratmıyor anlayacağınız. Okuma oranının ülkemizdeki istatistiklerine bir göz atmak, bu konuda bir fikir edinmek bakımından öğretici olabilir. Türkiye Eğitimleri Araştırma (TEA) raporuna göre durum
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vahiy Frekans: Evrenin Titreşen Sırrı ve Hakikat
Vahiy Frekans: Evrenin Titreşen Sırrı ve Hakikate Uzanan Yolculuk Yazan: Cevat ORHAN Giriş: Titreşen Evren, Sorgulayan İnsan İnsanlık tarihi boyunca varoluşun ve evrenin sırları en büyük gizemler arasında yer alır. Kadim felsefelerden modern bilime uzanan arayışlarda, her şeyin temelindeki titreşim ve frekans kavramı kritik bir rol oynar. Bu makale, madde ve enerjiden bilincin derinliklerine, ilahi vahyin mahiyetinden insanın varoluş gayesine uzanan çok boyutlu bir keşfi sunmaktadır. Amacımız, evrenin temelindeki bu büyük harmoniyi frekansların merceğinden inceleyerek, insanın bu kozmik düzen içindeki yerini, hakikate uzanan yolculuğunu ve kâmil insan olma arayışını ortaya koymaktır. Böylece Kur'an-ı Kerim'in sadece bir ibadet metni değil, aynı zamanda tüm çağlara hitap eden, çok boyutlu bir rehber olduğu anlaşılacaktır. 1. Her Şey Neden Titreşir? Frekansın Fiziksel ve Kuantum Boyutları Evrendeki her şey, en temel düzeyde bir titreşim halindedir. Frekans, bir olayın belirli bir zaman aralığında kaç kez tekrarlandığını ifade eder. Kuantum mekaniği, tüm madde ve enerjinin hem parçacık hem de dalga (titreşen) özelliği gösterdiğini belirtir; bu, atomlardaki elektronların bile belirli enerji seviyelerinde titreşmesiyle kendini gösterir. Modern Kuantum Alan Teorisi (KFT) ise, parçacıkları uzay-zamanın titreşen alanlarının uyarılmış halleri olarak tanımlar. Bu bakış açısı, evrenin temelinde farklı frekanslarda titreşen enerji alanları olduğunu ve maddenin yoğunlaşmış bir enerji biçimi (E=mc^2) olduğunu gösterir. Evrenin "Ol" emriyle başlayan yaratılış anında, tüm varoluşun programının, birincil bir frekansta titreşen bir "potansiyel" olarak var olduğu düşünülür. Kadim metinlerdeki adıyla Levh-i Mahfuz, bu kozmik programın kaydedildiği bir bilgi alanı olarak yorumlanabilir.
Mahkumlara Okuma Programı
Brezilya'daki hapishanelerde bir program uygulanıyor. Mahkumlar kitap okuyup yorumlayarak hapis sürelerini kısaltabiliyor. “Okuma Yoluyla Af” (Remição pela Leitura) olarak adlandırılan program, hem rehabilite edici hem eğitici hem de kurtarıcı nitelikte. Mahkumlar, okudukları her kitap için bir inceleme yazıp 4 gün ceza indirimi alabiliyorlar. Yılda en fazla 12 kitap rapor sunabiliyor ve bu sayede her yıl cezalarında en fazla 48 gün indirim alabiliyorlar. Programın hedefi yüksek: Kalabalığı azaltmak, okuryazarlığı artırmak ve toplumun hapis cezasını algılama şeklini değiştirmek. Geleneksel rehabilitasyon uygulamaları, bazı bölgelerde %70'e varan yüksek tekrar suç işleme oranını önleyemiyor. 2012 yılında başlayan "okuma programı" mahkumların ıslahı ile ilgili oldukça başarılı olmuş. Bugüne kadar aradan geçen zamanda tekrar suç işleme oranı %6'ya düşmüş. Kaynak: Habertürk.
Kitabımdan örnek bir bölüm
Aşk Üzerine Kitap adresi insanveisleri.blogspot.com Bölüm adresi insanveisleri.blogspot.com/2024/10/12-ask-... Biliyorum, bulunduğumuz dönemde tüm dizilerde, filmlerde, kitaplarda, her türlü görsel, işitsel materyalde bu konunun işlenmesi yüzünden başlığı görünce kimileri “Arkadaş yine mi aşk, zaten sapım, başka konu mu yok!” diye düşünüp “Uffff” diye ta içten gelen bir üfürmeyle sıkıntısını belli etti. Fakat insan dedik, insan deyince bu konuyu atlamak olmaz ve ben aşkı medyanın suiistimal ettiği şekilde yorumluyor da değilim. Bu nedenle bir kulak verirseniz iyi olur gibime geliyor. En önde şunu söylemem gerekir ki bize medya eliyle sunulan, romanlarda, öykülerde anlatılıp aşk diye yedirilmeye çalışılan ilişki çeşidi aşk falan değildir. Düpedüz üreme içgüdüsüdür, şehvettir. ‘Zahiri aşk’ da derler gerçi, ‘görüntüsel aşk’ demektir. Yani görüntüye çarpan kalp. Güzel bir yüz, sütun gibi bir çift bacak, renkli bir çift göz, biçimli bir kalça, bunların hepsi erkekte üreme güdüsünü kamçılayabilir. Bilinçaltında nasıl bir yavru hasreti çektiğine bağlı olarak, tercihini bunlardan birine yönelik yapabilir. Dolayısıyla hiç eğip bükmeye gerek yok, bunlara duyulan aşk da aşk değil şehvettir. Zaten aşkı anlatan o dizileri, filmleri izleyin, son hep yatakta biter. Tabii bu satırları okuyan kardeşlerim çok da böyle TV’ler, internette vakit tüketecek insanlar değillerdir. Bizler elit insanlarız, vaktimiz değerlidir, boş vaktimizde de ya satranç oynarız ya belgesel izleriz ya da klasik müzik dinleriz. İçtiğimizde de en az on yıl bekletilmiş şarap içeriz. “Bir insan hayvan değilse güzellikten nasıl etkilenmez? Nasıl olur da güzel bir çift göze bakmak mutlu etmez? Hiç mi birini sevmedin arkadaşım sen? Hatta Peygamber bile bir düğünün
Eklektik Siyaset Kuramı Başlıklı Doktora Tezim
Tezimde kullandığım kaynaklara dair kaynakça aşağıdaki şekildedir. İlgilenenlere duyurulur: 1. KİTAPLAR Abbott, Andrew, Disiplinlerin Kaosu, Çeviren: Sabri Gürses, Küre Yayınları, İstanbul, 2009. Acar, Mustafa, Demir, Ömer, Sosyal Bilimler Sözlüğü, Adres Yayınları, Ankara, 2005. Adanır, Oğuz, Baudrillard, Say Yayınları, İstanbul, 2010. Adıgüzel, Muhittin, Küresel Rekabet Gücü: Türkiye İçin Sistematik ve Eklektik Bir Yaklaşım, Nobel Yayın, Ankara, 2011. Akarsu, Bedia, Felsefe Terimleri Sözlüğü, İnkilap Kitabevi, İstanbul, 1988. Akay, Ali Postmodernizmin ABC’si Say Yayınları, İstanbul, 2013. Akkaya, Mehmet, Felsefenin Evrimi Belge Yayınları İstanbul 2013. Alatlı, Alev Schrödinger’in Kedisi: Kabus Boyut Yayınları İstanbul 2000. Althusser, Louis, Filozof Olmayanlar için Felsefeye Giriş Çeviren: İsmet Birkan, Can Sanat Yayınları, İstanbul 2016. Arendt, Hannah, Geçmişle Gelecek Arasında, Çeviren: Bahadır Sina Şener, İletişim Yayınları, İstanbul, 1996. Aristoteles, Atinalıların Devleti, Çevirmen: Göksu Birol, Dorlion Yayınları, Eskişehir, 2017. Ateşoğlu, Güçlü, Çağdaş Felsefenin Macerası 1: Varoluşçuluk, Fenomenoloji, Ontoloji, Belge Yayınları, İstanbul, 2016. Austruy, Jacques, Kapitalizm, Marksizm ve İslam Çev: A.Oktay Güner, Hulbe Yayın, Ankara, 1974.
Doktor MBC Doktora Tezi Kaynakçası