Bir zamanlar benim de güldüğüme inanamaz olmuştum. En ufak, akla gekmeyecek acılar iliklerime işlemişti. Küçük anlamsız rastlantılarım, zorla düşlerimin arasına sokulup gücümü, rüzgarın önündeki yaprak gibi götüren acınası ve önemsiz olayların saldırısına uğramadan şöyle rastgele bir sıraya bile ilişemiyordum.
Düşüncem, ben demek. İşte kendimi bu yüzden durduramıyorum. Varım, çünkü düşünüyorum. Kin ve varolmanın verdiği tiksinti, bunlar lendimi var etmen ve varoluşun içine gömülmem için bir yöntem. Arkamda bir baş dönmesi gibi düşünceler doğuyor, hissediyorum. Kendimi bıraksam, şuraya karşıya, gözlerimin önüne gelecekeler. Ve ben de sürekli bırakıyorum kendimi. Düşünce büyüyor, uçsuz bucaksız bir hal alıyor. Her yanımı dolduruyor. Varlığımı yeniliyor.
(Bakılması gereken diğer alıntılar: 119- Hümanizm düşüncesi ve 126,130,133,134, 136 ve 155)
Her şeyden önce kımıldamalıyım, kımıldamalıyım...Ah! Bekleyip duran şey uyarıldı, üzerime atıldı. Benliğime akıyor, onla doluyum. Korkulacak bir şey değilmiş. Şey dediğim kendimmiş Varoluş, kurtulup üzerime atlayan varoluş, özgür kalıyor. Varoluşmaktayım.