Ebruuliii.k

Ebruuliii.k
@eKchuahh
152 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·156 syf.··
2019 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2019 15:14
Andre Gide… II. Dünya Savaşı’nın bize kazandırdığı bu yazarın hayatımızda diğer yazarlar kadar yer etmediği kanısı içindeyim. Savaştan bıkan insanların kaygısını, sıkıntısını, tedirginliğini hangi eserler tam olarak yansıtır ki? 19. yy da klasızm, romantizm, realizm, natüralizm, sembolizm gibi birçok edebi ekole rastlarken neden 20. yy da rastlayamıyoruz? Muhtemelen büyük savaşlar sonrasında meydana gelen tedirginlik, iç sıkıntısı bireyleri etkileyip, kendi içlerine yönelimini arttırdı. Bu yüzden de bireysel, sosyal, edebi sorunlara çözüm aranan yıllar oldu. Andre Gide kitaplarında bunu yapmış. İnsanlığın problemlerine çözüm bulmak için roman, tiyatro, şiir türlerinde birçok eser meydana getirmiştir. En azından elimdeki eserinde dikkatimi çeken bu oldu. İnsanların acı çektiği, bitkin ve yorgun düştüğü kimliği ortaya çıkarmış. Sorunları kendi kelimeleriyle önüme serip, çözümler getirmeye çalışmış. İnsanlar arasındaki savaşların, kavgaların sebepleri kelimelerin en geniş anlamıyla yansıtılmış. Eser oldukça kısa, olay sayısı az. Muhtemelen yazar için derin anlamlar ifade ediyor olsa gerek. Kahramanımız Michael evli fakat aradığı mutluluğu bir türlü bulamayan biri. Homoseksüel dürtüleri olan bu adamın eşine sadık olmasından mı kaynaklı çözemedim sadece platonik asklarına yer verilmiş. Aynı zamanda kitapta yer eden hastalıklar ya da ölüm dışındaki bazı faktörlerin insanların elinde olduğu, özgürlüğün mutluluğu getirdiği vurgulanmaya çalışılmış. Diğer türlü esaret nedir bunu yaşayarak öğrenirsiniz demek istemiş kısaca. Ama söylemem gerekir ki olay sayısı az olan bu kitap, okuyucu olarak beni kendisine bağlamakta baya zorlandı.
Edebiyat
Ayrı YolAndré Gide · Can Yayınları · 20141,049 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2019 16:37
Diğer bir kulak aşinalığı yaşadığımız bir kitapla karşınızdayım :) Sevgili Goethe nin 25 yaşında kaleme aldığı, yazımı iki hafta süren mektup türünde kitabına, Genç Werther in Acıları. Bu kitap yazıldığı dönemde Goethe nin elinden tutup ününe ün katarken bazı kişilerin sonu oluyor. 1774 Almanya sının sokak modasına el atan Goethe nin eseri, aynı zamanda gençlerin içinde yatan intihar dürtüsünün fitilini ateşliyor. O dönemde Almanya sokaklarında sarı ceket, mavi pantolon giyen duygusal gençlere rastlarsanız şaşırmayın :) Kitabımız Werther adındaki gencimizin, nişanlı bir genç kıza ızdırap dolu aşkını sonrasında ise intiharını konu alıyor. Bilinen o ki aslında kitabımız 25 yaşındaki Goethe nin aşkının yansıması, karşılıksız olan aşkının bir toplamıdır aslında. Hayali bir arkadaşa yazılan mektuplar karşılıyor ilk sizi sonrasında hayali bir editör kitapta kendini gösteriyor. Birileri birleşmiş bu kitabı tamamlamak istemiş gibi. Ama kitabı okurken dikkatimi çeken şey J.J. Rousseau nun Julie adlı romanına benzerliği. Galiba bunu araştırmam gerek. Goethe nin J.J. Rousseau nun sanatına ilgisi var mı? :) Kitabımızın konusu az çok kafanızda şekillenmiştir. Romantizmin simge isimlerinden biri olan Goethe nin diline hayran kaldım tekrardan. Okurken kelimelerle dans ettim. Betimlemeden nasıl bir haz aldığımı size anlatamam :) uzun zamandır sanatı ciddi anlamda hissettiğim kitaplardan biri. Werther in soylu bir kıza, onun kölesi olabilecek kadar âşık olması. Nişanlı kızın evlendikten sonra Werther in hissettiği cehennemi yaşatan aşk acısı. Kızla dost kalma çabası ve bu çaba içine girerken ahlak duvarına takılması. Kızın eşine olan saygısı. Ve dayanılmaz bu acıya son vermek için çareyi ölümde bulması. Uzun uzun özete alıp kitabın ilgisini azaltmak istemiyorum. Ama içimizden
Edebiyat
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2019 20:54
Merhabalar :) totaliter bir ülkeye hapsolmuş biri olarak karşınızdayım. Fahrenhayt 451 bilim kurgu klasiklerinden biri olan kitabımızı biliyoruz. Bilmesek dahi adına bir aşinalık duyuyoruz. Ben bu kitabı okurken Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde bir hastamın bende bıraktığı şaşkınlıkla bağlantı kurdum istemeden. Şizofreni demek için sanrısı eksik olan, bipolar bozukluk demek içinde manik evresinde eksiklikleri olan hastamın, öyküsünü alırken çok sağlıklı bir iletişim kurmuştuk ya da ben öyle düşünüyordum. Kendisi için kendisiyle konuşurken edindiğim bilgilerin, hasta dosyasına bakınca hepsinin hayal ürünü olduğunu öğrendim. İnsanların kafasındaki gerçekle nasıl da kusursuzca birlikte yaşadığını gördüm. Her anlattığı anısını yaşanmış bir gerçek gibi bana sunarken, birkaç saat sonra dosyasına bakıp hastalığını öğrenince. Kaydettiğim nottan sadece isminin ve mesleğinin gerçek bilgiler olarak elimde kalması bende unutulmaz bir tecrübe olarak yer etti. O zamanlar tabi acemilik ve hasta dosyalarının bulunduğu odadaki tadilattan dolayı dosyasına geç ulaşmanın bende ön hazırlık olmadan, ne istediğini bilmeden sadece sohbet niteliği taşıyan bir konuşmadan farkı olmadığını söylemek gerekir. Bu kitabı okurken de aynı şeyi yaşadım diyebilirim. Kendisiyle ilgili hiçbir bilgi edinmeden sarıldım bu kitaba. Okudukça İlerleyen sayfalarda bunlar eminim bu adamın sanrısı ve halüsinasyon görmeli diyordum ya da çoklu kişilik bozukluğu var ve kendi içinde bastırdığı kişiliklerle savaş halinde. Clarisse McClellan ın yolda kendisine eşlik edip beynindeki dürtüleri hareketlendirip, sorgulayan bir beyine dönüşümüne sebep olurken ortadan kaybolması. Faber le kulağına taktığı kapsülle irtibat kurmaları ve zor zamanlarında ortaya çıkması. Yüzbaşı Beatty in, Montag ın Faber den kazandığı gerçeklere
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
5/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2018 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2018 13:56
Merhabalar :) Gelişmiş teknoloji ile birlikte bize sunduğu modern tıbbın yeniliklerine karşı mıyız? Asla! Ve fakat birileri hap yutarak gençleşeceğine, 100 yaşına kadar yaşayacağına inanırken; konudan emin olmadan, şüpheler ortadan kalkmadan henüz hapı yutmaya niyetim yok doğrusu. Çoğumuzun ölümden korktuğunu ifade ederken kullandıkları kelimeler kulaklarımda. Hastane koridorların da ise hasta yakınlarının ifadeleri daha hayata tutulur tarzda ya da ölümün daha az hasar bırakan, acısız olanını tercih eder şekilde. Peki, sizler 100 yaşına kadar gerçekten yaşamak ister misiniz? Bu kitap Japon kültürünü sentezleyerek bize uzun yaşama sırlarını sunmuş ve baya beğenilmiş. Uluslararası formda en çok okunan kitaplar arasında yerini almış. Peki, bendeki etkisi nasıl buna gelelim. İster istemez sağlıkçı gözlüğümü takıp okuyorum bu kitabı. Ve anlatmaya başlıyorum. Kitap size rehber olmak istiyor. Bunu da Japon kültüründen yardım alarak yapmış. Japonlardaki inanışın başında, herkesin bir ikigaisi olduğu gerçeği. Her sabah yataktan kalkmak için bir sebep vardır. Aceleci davranmamanızı, hayat gayenizi keşfetmenizi, ilişkilerinizi canlandırmanızı ve kendinizi tutkularınıza adamanızı sağlıyor. Her sabah mutlu uyanmayı sunuyor size. Sizi bilmem ama benim kişisel gelişim kitaplarından beklentim daha değişmiş ya da alışılmışın dışına çıkaran tarzda. Orhan Pamuk'un Yeni Hayat romanının giriş cümlesinde dediği gibi. "Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti." demek istiyorum. Beklentimi biraz daha aşağıya çekerken buluyorum kendimi artık. En azından bütün hayatımı değilse bile yaşam tarzımda, tutum ve davranışlarımda bazı değişikliklere sebep olmasını bekliyorum okuduğum kişisel gelişim kitabının. Bir yerlerde bir kıvılcımı tutuşturmasının istiyorum kısacası. Ikigai-Japonların
Eğitim
Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam SırrıFrancesc Miralles · İndigo Kitap · 202023,9bin okunma
8/10
·126 syf.··
2018 29. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2018 13:12
Merhabalar :) güzel günler hayatınızdan hiç eksik olmasın diyerek sarılıyorum klavyeme :) bugün size Tezer Özlü den bahsetmek istiyorum. Birkaç kitabını okuyup kendisini ne kadar başarılı bir şekilde tahlil edebilirim bilmiyorum ama intihar eden yazarlar listesinde adını gördüğümde şaşırdığımı belirtmem gerekir. Tabi ki sonraki aşamada kendisini araştırdığımda intihar etti diyerek tanığımız yazarımızın intihar değil, kanserden hayata gözlerini yumduğunu öğreniyorum. Kütahya Simav da başlayan hayat Zürih te son buluyor. Yarım bıraktığı okul hayatı, akıl hastanesindeki tedavi süreci ve evlilikleri Tezer Özlü’yü anlatan klasikler. Peki, bunların içinde kaotik yaşamı süresince tanıdığımız Tezer Özlü kim? Tezer özlü bu kitabında “hiçbir yere bağlı olmamak” fikri ile karşılıyor bizi. Yaşamı bir tür “gitmek” fiiline aktarmış ve trenleri de gidebilmenin ve özgürlüğün simgesi olarak göstermiş. Belki de sırf bu yüzden ya da bu durumu hiç düşünmeden Avrupa'yı tavaf etmiştir. Yaşamı, gitmek olarak anlamlandıracak kadar özgürlüğüne düşkün olan yazar, “gittiği” yerlerde de birçok toplumsal ve kültürel çıkarımlar yaparak, kitapta bunlara yer vermek istemiş. Yabancılaşma ve toplumdan ayrıksı bir yaşam sürme isteği, gündelik ve popülist imajlar, toplumun dinamikleri, hayatın kuralları ve savaş karşıtlığı kitapta kendini ortaya çıkaran ögeler. En baskın serzenişi ise, yolculuğun da getirdiği gözlem görüngüsünden olsa gerek, köyden kente, Ortadoğu'dan Avrupa'ya göç. Berlin-Hamburg-Prag-Viyana-Zagrep-Belgrad-Niş-Zagrep-Trieste-Torino ekseninde gerçekleştirdiği yolculuklarında çıkarımlarına yer vermiş, verdikçe de kendini aramış. Eserinde içsel yolculuğunun, yani kendinin, yaşamın ucuna yolculuğunun hikâyesini sunuyor okura. Almanca dilinde yazıp, daha sonra Türkçeye çevirdiği eserinde,
Eğitim
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma