"Kalbim" dedi, "Allah'ın elinde. Bu sevgiyi kalbime koyan O. Kitabında sevmeyi yasaklamamış. Bu yüzdendir ki kalbimde eşime dair hissettiğim her şeye şükrediyor ve bunları Allah'ın lütfu olarak görüyorum."
...
“Ben zannediyorum ki aşk, bir ruhun iki aynı kişi arasında bölüştürülen parçalarının birleşmesidir. Eğer ruhlarımız bölüştürülmeseydi insan mükemmel olmanın peşinde koşup durmazdı. Her parça bütününü ararya, ruhlar da kendilerini bütünleyecek öteki parçalarını arayıp durur. Eğer doğru yerde arar, doğru birleşmeyi yapabilirse kemale erilmiş olur. Her şeklin kendine uygun ve benzeyen şekli araması, hani damlanın denize koşması gibi... Kainatta ne varsa, aklın alabildiği her şey, her varlık, hep misli mislinedir."
...
“Ruhlar birbiri içinde eriyecek kadar uyum gösterdiğinde (bu arada parmağı, eşiyle kendisini işaret ediyordu) aşk kendini gösterir. Aşıklar arasında benzeşmeler ne derece fazlalaştırılabilirse aradaki sevgi bağı o derece kuvvet bulur, benzeşmeler küçüldükçe ve kayboldukça da sevgi alıp başını gider.”
Eceldir bu!.. Nice yürük küheylanlar yolda kalırken nice topal atlar menzile varır; biri hasta yatağında ölmez de diğeri başucunda can verir! “Gelimli gidimli dünya/Son ucu ölümlü dünya” işte. İnsan ona göre yaşamalı.