Mesel; ders alınacak söz demektir. Oturup düşünülecek, tartışılacak konularda şöyle bir fikir beyan etmektir. Tevekkül edilecek kısa sözler, öykülerdir.
Iskender Pala okumayı çok seviyorum kendisinin edebiyatını da çok seviyorum ki zaten divan edebiyatını sevdiren adam kendisi. Bu kitabında da hayata dair, siyasete dair, kişiliğe dair vs öykülerini derleyip toplayıp okurlarının önüne sunmuş. Bazı öykülerde minyatürler, fotoğraflar da mevcut Osmanlı zamanlarından. Öyküler ve görselller ile hoş bir geçmiş saklı kitapta, okuyun derim. Ama kesinlikle romanlarını çok daha basarılı, çok daha doyurucu buluyorum. Ne olursa olsun güvenerek alır okurum kötü demem yetmedi derim, siz de bir şans verin bence Iskender Pala'ya. Mesellerini de ayrıca okuyun, iyi okumalar :)
Cok sevdigim yazarlar arasindadir Iskender Pala. 99 hikayeden olusan, her biri altin degerinde ogutlar veren ve her hikayeye "Mesela" diyerek basliyacagimiz harika bir kitap. Kisa kisa hikayelerden olustugu icin sıkılmıyorsunuz okurken. Her kitabinda oldugu gibi bu kitabindaki dili de kolay anlasilir ve yalin Iskender Pala nin...
"Bekci yok diye bagci seni gormuyor degildir. Haram bir uzum tanesine uzanmaya gor, onu kac kalemin birden deftere kaydettigine sasarsin!..."
Bu küçük kitapta "Mesela" diye okumaya başlanabilecek 99 hikaye veya anekdot yer alıyor. Akıcı ve güzel bir üslupla yazılmış olmasına rağmen içerisinde derin anlamlar ve öğütler taşıyan hoş hikayelerle dolu. Severek ve keyifle okudum.
Geleneğin hikmetiyle günümüzün gerçeği “Mesela”da buluşuyor. Kitaptaki öğüt verici olayların eski çağlardan günümüze uyarlanması gerçekten hoş olmuş.
Benim gibi İskender Pala'nın yetkin kalemiyle yeni tanışanlar için başlangıç kitabı olabilir.
Bakanla, milletvekilleri, bürokratlar vb devletin yüksek makamlarında görev yapan insanlar nedense hep bir dağın üzerinde ve yamaçlarında çalışan ve daima tutunma problemiyle karşı karşıya bulunan birtakım insanlar gibidir. İşini iyi yapıp tutunanlar ile yalnızca tutunma derdinde olanları hemen herkes tek bakışta fark edebilir. İnsanın yaşı ilerledikçe sık sık görür ki dağ sarsılmaya başladığında onların pek çoğu, özellikle de tutunma gayretinde olanlar hemen düşerler. Ve hiç değişmeyen kural şudur; yüksekte olanların düşüşü daha sert, aşağılardakilerin daha kolaydır.
194 Sayfa
Ne güzeldi ya... Unuttuğumuz veya unutmasak da üzerimizde artık bu çağda emanet gibi duran(ya da biz öyle durmasına sebep oluyoruz) değerleri hatırlattı. Hani bu telefon, tablet, televizyon ve bilgisayarın olmadığı, ‘sokakta’ oynadığımız zamanlarda, çocukları bir araya toplayıp onlara ders verici, anlamlı, mizaç kazandıran, duruşunu ve olaylara bakışını belirleyen hikayeler anlatan bir büyük olur ya, işte kitap benim kafamda öyle ortamlar canlandırdı. Ara sıra, özellikle uzun romanlardan sonra bu tarz kitaplar, şiirler, hikayeler iyi gidiyor. Hem kafası dinleniyor insanın, önceki okuduğunu sindirmen için gerekli dinginlik sağlanıyor hem de okumaya da devam etmiş oluyorsun.
Kitap 6 başlıktan oluşuyor: Kişi, Aşk, Kamu, Entelektüel, Din ve Devlet. Her bölümde konu başlığına uygun en fazla 3 sayfa olan ders verici hikayeler var. Hem çok kısa hem de hayatımızda düstur edinebileceğimiz değerlere değinmiş. Bazılarını okurken, ‘Ya bu devirde buna mı inanacağız? Kaldı mı böyle şeyler?’ diyesi geliyor insanın ama demiyorsun:) İskender Pala bunu demeden okuyalım, yargısız başlayalım, sadece yazılanlara odaklanıp güzel anlamlar çıkaralım diye bir giriş yazısı yazmış çünkü. Zaten o cümleleri kuracaksanız kitaba hiç başlamayın.
Bir iki tane hikayeden çıkarılması gereken dersi anlayamadığım/ algılayamadığım oldu tabi ki. Ama onlar dışında kalanlar gayet net ve anlamlıydı. ‘Aşk’ konu başlığı ile yazılan hikayeler beni epey etkiledi ancak bir hikaye vardı ki hepsine bedel: ‘Hamlet’ isimli hikaye... Hiçbirini okumasanız bile Hamlet hikayesini mutlaka okuyun derim.
Okuyacaklara şimdiden keyifli vakitler diliyorum.
Herzaman ki İskender Pala.Yine düşünceleriyle anlatımıyla kendine hayran bıraktı.Uslubunu çok beğeniyorum ,tesadüf karsilastigim bu kitabını da almadan duramadim .diğer kitaplarının aksine bu kitabında kıssadan hisse diyebileceğimiz olaylar var .Hepsi birbirinden bağımsız ,ders niteliğinde.Birkac alıntı yaptım ancak,kitabın neredeyse hepsi aktarilabilecek durumda.Enegine sağlık güzel bir eserdi .
Yazarın okuyacağım son kitabı. Çok kısa bir konudan bağımsız bir kaç kelimeyle olayları bir yere bağlama ve en çokta gereksiz fazla iyimserlik çok itici geldi. Okunmasa da olur kesinlikle.
Kısa kısa hikayelerden oluşuyor . Hepsinden dünya ve ahirete yönelik çıkarabilecek dersler var . Kimisinde hüzün kimisnde neşe ama hepsinde genel anlamda bir öğüt , nasihat bulabiliyorsunuz. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim
99 kısa hikâyeden oluşuyor kitabımız. Hikayeler oldukça eski anlatımı ise bir o kadar güncel. Hemen hepsi bir yerlerden anımsayacağınız hikâyeler. Belki de çocukluğunuzda dedenizden, ninenizden dinlediğiniz hikayelerdeki sıcaklığı verecek sizlere. Kimilerinize çok basit gelecek belki de. Fakat kalbiyle okuyan insana her kitap bir ışıktır.
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı.
1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi.
1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi.
1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı.
1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı.
1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı.
1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı.
1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı.
1997 Öğretim yılı İstanbul Kültür Üniversitesi 2004 İBB Kültür Daire Başkanlığı 2004-2010 İBB Kültür Danışmanlığı 2006-2012 Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu Üyeliği 2008-2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Yönetim Kurulu Üyeliği 2009-2012 Uşak Üniversitesi Öğretim Üyesi 2013-2017 Devlet Tiyatroları Edebi Kurul Üyeliği 2013-2017 Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurulu Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.
24 Temmuz 2025'te Türk Telekom'un Bağımsız Yönetim Kurulu üyeliğine atandı.
İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır.
Ödülleri :
1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden)
2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü,
2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü,
2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü
2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü,
Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü