Ali Şeriati gerçekten büyük bir düşünür. Kitaplarında İslami düşüncenin gelişimine geleceğine dair eşsiz faydalar bulursunuz. Fakat:
Ali şeriati bir âlim değildir. İslam dinini anlatmaz size. Kendisi de kitabın Ekler bölümünde açık açık söyler " Benim bir gence namaz kıl, oruç tut, zekat ver dediğim vaki değildir" diye. Okuyan ve inceleyen arkadaşlar Ali Şeriati'nin İslamı yanlı anlattığı Şii ideolojisini empoze ettiği çıkarımları bu yüzden okuyucunun hatasıdır. Ali Şeriati Şii'dir, Şii gibi düşünür Şii gibi yazar, düşüncelerinin meyveleri Şii'lik kokar. Bu yalnızca ve yalnızca insani bir durumdur. Eğer okur bundan rahatsız oluyorsa, kendi ideolojisini tehdit altında hissediyorsa tavsiyem Ali Şeriati'nin herhangi bir kitabını okumadan önce kendi düşünce yapısını sağlamlaştıracak şeyler okumasıdır.
Kitabın girişinde Şeriati büyük bir heyecan yarattı Özellikle önce Fatıma (R.A) sonrasında Zeynep (R.A.) yaşamlarında müslüman coğrafyasında oluşturdukları devrimci bir etkiden bahsetti, fakat sonrasında bu etkiyi detaylandırmadı, fikri temelde bırakarak yaşananları bu fikrin kanıtları gibi anlattı. Zaten sonlara doğru da artık Şii ekolün argümanlarıyla şunlar şunlar oldu diyerek bitirdi.
Kitap İslam kadınıyla Avrupa kadınının arasındaki farkı, nasıl olması gerektiğini anlatırken çok güzel noktalara değindi fakat bu noktaları Hz. Fatıma'nın islam kadını olarak teşkil ettiği örnekle bütünleştiremedi.
Şii ideolojiye kapılıp gittiği bir noktada da kitabın 195. sayfasında saydığı 5 isimden 4ünün Aşere-i Mübeşşereden olan bir grup Sahabeye "laubali, mal düşkünü, takvasız" gib yakıştırmalar yapıyor. Hiç gerek yokken, (muhtemelen konferans esnasında galeyana geliyor) ardından aynı mevzu içerisinde devam ederken 202. sayfada demin laubali vb. yakıştırmalar yaptığı isimleri yere