Başlangıçta, bu 'göz'ü ben yaratmıştım. Tabii ki, beni görsün ye
gözlesin diye. Onun bakışı içinden çıkmak istemiyordum. Kendimi bu
bakışın altında, bu bakıştan oluşturmuştum ve bu bakıştan hoşnuttum.
Her an gözlendiğimin bilincinde olduğum için varoluyordum çünkü. Sanki
bu göz beni görmese ben de varolmayacaktım. Bu öyle açık bir gerçekti
ki, onu kendimin yarattığını da unutup beni var eden bu göze şükranduyuyordum
Ölümcül Beyaz Serinin diğer kitaplarına nazaran bir tık daha düşük kaldı. Rowling, kitabın sonunda yazdığı teşekkür metninde de; "Şimdiye kadar en çok zorlandığı ve en çok zevk aldığı kitap" olarak nitelemiş. Bence de diğer kitaplarına göre burada zorlandığı belli. Bu sefer İlişkiler, olaylar ve bağlantılar, yeterince doygun ve ikna edici gelmedi okurken. Bazı karakterlerin üstlendikleri rollere göre, dahiliyet sebeplerinin çok zayıf olduğunu düşündürdü bana. Serinin diğer kitaplarında ismi geçen her karakterin mutlaka büyük bir rolu ve etkisi vardı. Bu kitapta öyle değil. Yine de çok zevkli, çok akıcı. Bir sonraki kitabı heyecanla bekletiyor.