Gilgameş hikayesine başlamadan önce kısaca Sümerliler ve mitolojilerine bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Sümerler, MÖ 4000 civarında Mezopotamya'da yaşayan ve bilinen en eski uygarlıkların başında geliyor. İnsanlık tarihine en büyük armağanları yazıyı (çivi yazısı) icat ederek tarihte ilk yazılı belgeleri oluşturmalardır. Şehir devletleri şeklinde olan Sümerler, Uruk, Ur, Nippur ve Eridu gibi önemli merkezler kurmuşlardır. Gelişmiş bir tarım, hukuk, ticaret ve astronomi bilgisine, çok tanrılı bir inanç sistemine sahiplerdir. Sümer medeniyeti, Akadlar ve Babililer gibi sonraki uygarlıklar üzerinde büyük bir etki bırakmıştır.
Sümer mitolojisi, Mezopotamya’nın en eski inanç sistemlerinden birini oluşturur. Sümerler, doğa olaylarını ve toplumsal düzeni tanrılarla ilişkilendirerek çok tanrılı bir inanç sistemi geliştirmişler. Tanrılar gökyüzü, yeryüzü, su, hava, savaş, aşk ve bereket gibi farklı alanları yönetirdi. Sümer mitolojisindeki tanrılar ve tanrıçalar genellikle insan biçiminde tasvir edilir, ancak doğaüstü güçlere sahiptirler. Sümer mitolojisindeki birçok unsur, daha sonraki Akad, Babil, Asur ve hatta Yunan mitolojisine bile ilham kaynağı olmuştur.
Kısaca Sümer Panteonu'na(bir mitoloji ya da dine özgü tüm tanrıların birliği) bakalım:
An (Anu): Gök tanrısı, evrenin en büyük tanrısı. En yüksek tanrı, diğer tanrıların babasıdır.
Enlil: Hava, rüzgar ve fırtına tanrısı. Tanrılar meclisinin başkanı, Sümer panteonunun en güçlü tanrısıdır.
Enki (Ea): Bilgelik, su, büyü ve zanaat tanrısı. İnsanlara yardım eden tanrı, tufan kahramanı Ziusudra’yı koruyan tanrı
Ninhursag (Ki): Toprak ve doğa tanrıçası. Bereketi ve doğumu simgeler, annelik tanrıçasıdır.
İnanna (İştar): Aşk, bereket, savaş ve cinsellik tanrıçasıdır. Hem şefkatli hem de yıkıcı, tanrılar arasındaki en