Biz ölümden değil, ölüm düşüncesinden korkuyoruz. Çünkü ölümden hep aynı derecede uzağız. O halde ölümden korkmak gerekiyorsa hep korkmak gerekir. Çünkü yaşadığımız hangi anımız ölümden arınmıştır?
Nasıl ki sosyal bir varlık olarak insan uzun vadede toplumla bağı olmadan yaşayamazsa, birey de dış faktörlerin yıkıcı etkisini göreceli olarak azaltabilen dünyaötesi bir prensip olmadan hiçbir zaman varoluşu ve spiritüel ve ahlaki özerkliği için gerçek bir neden bulamaz. Tanrıya bağlanmayan bir birey dünyanın fiziksel ve ahlaki kışkırtıcılığına kendi kaynakları ile direnemez.
Bizim de savaşmamız gerekir, hem de askerler gibi; savaşta ne dur durak ne de dinlence vardır. Özellikle zevklere karşı çarpışmalı insan. Bunlar, gördüğün gibi, sert yaradılışlı kimseleri bile elde ederler. Eğer bir insan nasıl bir iş yüklendiğini bir düşünse, zevke, gevşekliğe hiç ödün vermemesi gerektiğini bilir.
CRESSIDA
Güle güle. Yalvarırım yarın gel.
Elveda Troilus! Gözlerimin biri sana bakıyor hâlâ,
Ama kalbim öteki gözümle görüyor artık dünyayı.
Ah, biz zavallı kadınlar, zaafımız bu işte bizim, anlıyorum.
Gözlerimizi aldatan şeyler, aklımızı da sürüklüyor peşinden;
Akıl da sürüklendi mi çıkıyor baştan.
Böyle oluyor işte: Gözün sürüklediği gönül serseri oluyor sonunda.
(Çıkar.)
THERSITES
Bundan daha açık söyleyemezdi düşüncesini;
"Aklım orospuya döndü." diyecek değildi ya!