Mustafa

İnsan, sürekli olarak kendi duyguları, kendi umutları ve kendi sorunlarıyla ilgilidir. Yetersizlik duygularından kurtulabilmek amacıyla güçlü bir eş arar, ona tutunarak yaşamını güvenlik altına almaya ve bir anlam bulmaya çalışır. Ancak bu umutlar da kendi yetersizliği sonucu düş kırıklığıyla sonuçlanır. Kendi varlığında bulamadığı güveni çevresinden sağlayabilmek umuduyla başkalarının onayını ve desteğini sağlayıcı tutumlar geliştirir. Ancak, bu tür davranışlar diğer insanlar üzerinde yük yarattığından çoğu kez onların da giderek uzaklaşmasına yol açabilir; dolayısıyla istenilen amaca ulaşılamaz ve güvensizlik duyguları bir kez daha pekiştirilmiş olur.
Sayfa 75 - Remzi Kitabevi·Kitabı okuyor
Psikoloji
Reklam
Bir insan çevresindeki olayları sürekli yanlış yorumlamakta ise, çoğu kimsenin olağan karşıladığı durumlarda kaygıya kapılıyorsa ve sorunlarını çözmek işin çaba göstereceği yerde onları görmezlikten geliyorsa, davranışları nevrotik olarak nitelendirilir.
Sayfa 73 - Remzi Kitabevi·Kitabı okuyor
Psikoloji
Anksiyeteli insan diğer kişilerle olan ilişkilerinde aşırı duyarlıdır, kendini yetersiz bulur ve kolayca çöküntüye girer. Dikkatini toplayamadığı ve yanlış yapmaktan çok korktuğu için karar vermek ona çok güç gelir. Özellikle boyun ve omuz bölgelerinde duyulan kas geriliminden, sık idrar yapmadan, uyku güçlüğünden ve kötü rüyalardan yakınır. Sürekli terleme görülür. Avuç içleri ıslak ve soğuktur, görünür bir neden olmaksızın kan basıncı ve nabız hızı artabilir, kalp çarpıntıları olabilir.
Sayfa 53 - Remzi Kitabevi·Kitabı okuyor
Psikoloji
Anksiyete
Tehlikeli olabilecek bir uyarana ilgi göstermemekle etkisi de azaltılmış olur. Bebeğin sıklıkla kullandığı bu mekanizmayı bazı yetişkinler de kullanır. Böyle kişiler anksiyete yaşatan bir durumla karşılaştıklarında uykuya çekilerek bu duygunun olumsuz etkilerini engellemeye çalışırlar. İlk bakışta kolay bir yol gibi görünebilirse de, anksiyete ile karşılaşıldığında uykuya dalma, anksiyeteye neden olan sorunu çözmez, geçici olarak kaçınmayı sağlar.
Sayfa 51 - Remzi Kitabevi·Kitabı okuyor
Anksiyete
Freud’un kendi deyişiyle, “anksiyete doğum sürecinden örneklenir.” Organizma, kapasitesini aşan sayıda uyaranlar karşısında kaldığında bir sarsıntı geçirir. Doğum anında bebek, yeterli savunması olmaksızın çok sayıda uyaranlarla karşılaşır ve bu durumun yarattığı anksiyete, sonraki yaşamdaki anksiyetelere örnek olur. Doğum öncesi çevresini saran, sıcak, ses geçirmez ve karanlık bir ortamda yaşayan insan kendisini birden, uyum yapma yeteneğinin ötesinde, ışık, gürültü, ısı değişiklikleri ve dokunma uyarılarıyla dolu bir dünyada bulur. Bu beklenmedik değişikliğe ilk tepki, soluma, ağlama, hızlı kalp atışları vb. belirtiler biçiminde olur. Gerçekten de bu belirtiler, yetişkin yaşamdaki anksiyete belirtileriyle benzerlik gösterir.
Sayfa 50 - Remzi Kitabevi·Kitabı okuyor
Psikoloji