Earthling

Earthling
@earthling_
1626 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Tecavüz: Cinselliğin Değil Saldırganlığın İfadesi
9/10
·216 syf.·
2019 46. kitabı
-Cinsel Şiddet Üzerine Safsatalar- Kadına yönelik şiddet, özellikle de cinsel şiddet söz konusu olduğunda araştırmalar öncelikle kurban profili çizmeye odaklandı. Erkekler belirli kadınları şiddet nesnesi olarak seciyorsa sorumluluğun bir kısmı da bu kadınların çekiciliklerinde veya normun dışında-aşırılıklarında aranmalıydı. Kadınlara bile "neden ben?" sorusunu sordurtan düzenin vahşiliği ortadadır ve bu sorunun yanıtı basittir: rastlantı ve kolaylık. "O saatte orada ne işi varmış" gibi popüler bir savunmadan bu iki sonucu çıkartmak kolaydır. Kadın cinsinden olanlar için uygun görülmeyen saatler ve yerler vardır. Daima vurgulandığı gibi bu kurallara uyan kadınların başına bir şey gelmez. Edepli kadınların ırzına geçilmez. Başlarına bir şey gelenler zaten bu kurallara uymadığı için başına gelebilecekleri kabullenmiş, hatta bunu arzulayan o yolun yolcusu kadınlardır. Dikkatleri kurbanlaştırılmış kadınlar üzerinde yoğunlaştırmak erkek-egemenlik için en ufak bir tehdit oluşturmayacaktır ve oluşturmamıştır da. Çünkü erkek cinsel şiddetinin ipucu kadınlarda değildir. Erkekliğin kayıp gönderge* olması işte tam da burada devreye girer. Kadını tecavüze uğrayan olarak göstererek tecavüz edeni konudışı bırakır. Bu nedenle tecavüz bir erkek sorunu değil kadın sorunu olarak algılanır. Carol J. Adams'ın Etin Cinsel Politikası eseriyle kullanımı yaygınlaşan 'kayıp gönderge' ifadesini anlamak için şu pasaj önemlidir: ---------- 'Ataerkil değerler kayıp gönderge sistemi aracılığıyla kurumsallaşır. Etten bahsederken kullandığımız dilde cesetlerin olmaması gibi, kültürel şiddetin açıklamalarında da çoğunlukla kadınlar kayıp göndergedir. Bil­hassa tecavüz öyle etkili bir imgeleme sahiptir ki bu ifade kadınların
Cinsel Şiddeti AnlamakDiana Scully · Metis Yayıncılık · 2013448 okunma
Reklam
ATAERKİL PAZARLIK: EVLİLİK
10/10
·336 syf.·
2020 7. kitabı
-İnsan Doğası Üzerine Safsatalar- "Karşıdan iki kişi geliyor sandım; meğer bir adamla karısıymış." şeklindeki Rus atasözüyle başlıyor kitap. Evliliğin, ailenin kadına ne yaptığını anlamak için kısacık ama özlü bir başlangıç. Evliliği sorgulayabilmek için aileden başlamamız gerekiyor. Oysa bunu yapamamamız için durmaksızın politika üretiliyor, kutsallık atfediliyor. Tam da kutsalın olduğu yerde gerekir sorgulama. Zira birileri bizi bir şeye ikna etmeye çabalıyorsa inanmamak gerekir. Apaçık gerçeklerin propagandaya ihtiyacı yoktur. İdeolojik bakış, bilimsel bakışa da yansır ve kapitalizmin emekgücüne ihtiyacını üreten aile birimi doğal/biyolojik olarak dikte edilir. Ayrıca aile çalışanların(özellikle erkeklerin) iş yerlerinde yansıtamadıkları öfkeyi boşaltabilecekleri, giydirilip yedirilecekleri ve cinsel ihtiyaçlarının düzenli olarak karşılandığı yerdir. Tüketimin belli bir düzeyde seyretmesi de çekirdek ailenin varlığına bağlıdır. Çocukluktan itibaren insanın bugünkü biçiminin mutlak olduğuna inandırılarak yetişiriz. Irk, din, aile, cinsiyet ve daha birçok, zulme meşruiyet kazandıran kavram insanın doğası olarak sunulur. "İnsan doğası" öyle bir maymuncuktur ki her kapıyı açar. En çok da ataerkinin savunusunda rolünü hakkıyla yerine getirir. Çıplak Maymun, Desmond Morris gibi kitaplar insanın saldırganlığına kılıf uydurmakta oldukça başarılı olmuş ve bu konuda bir kamuoyu oluşturmuştur. Bu yazarlara göre insan daha dün ormandan çıkmış, doğası gereği saldırgan ve hiyerarşik yaşama teşne bir canlıdır. İnsan doğası söylemi bir çıkmaz sokaktır ve ne gerçek bir teşhistir ne de bir çözüm sunabilir. Tek yapabileceği insanın böyle gelmiş böyle gider olduğuna bilimsel zemin sağlayarak değişimin önüne set olmaktır. Aynı zamanda insan doğası'ndaki insan her zaman erkektir.
Felsefe
Evlilik MahkumlarıLee Comer · Kadın Çevresi Yayınları · 198422 okunma
Çocukluk Bir Cehennemdir
8/10
·184 syf.·
2020 9. kitabı
Siyahiler acıyı hissedebilir mi? Kadınlar acıyı hissedebilir mi? Hayvanlar acıyı hissedebilir mi? Şimdi bu 'can alıcı' soruyu yeniden soruyoruz: "Bebekler acıyı hissedebilir mi?" Sorulması için her zaman geç kalınmış ve içerisinde mutlaka bir 'öteki'yi barındırmış bir soru. Bugünün yetişkinlerinin dünün bebekleri olduğu bir döngüde, acı çektiğimize inanılmamış olması bugünümüzde acımızı bastırmamızın ya da yeni acılar doğurmamızın müsebbibi. Soğuk ameliyat odalarında başlayan serüvenimizi yaşama dahil etmekte zorlanıyoruz. Baş aşağı idam ediyorlar bizi yaşamımızın daha ilk anlarında. Bu hareketin şokuyla attığımız çığlık ise ciğerlerimizin açılmasına yoruluyor. Oysa ilk yaşam alanımızdan ayrılmanın ve bu denli ürkütücü bir muamele görmemizin acısını ifade edecek tek dilimizdir ağlamak, başka ifade yolu bilmiyoruz henüz. Ve işte şimdi geliyor o nereden türediği belli olmayan şaplak: dünyaya atılmış veya zorla-ilaçlarla- itilmis varlığa şaplak atmak. Bu tür bir garabet nereden türedi bilmiyorum. Herkes bir yetişkinin kalçasına vurmanın taciz olduğu konusunda hemfikirken, bunu dünyaya gözlerini yeni açmış ve henüz nerede olduğunu bile bilmeyen bir varlığa uygulamakta kimse beis görmüyor. Çocuk erkekse bir de sünnet vahşeti ekleniyor bu geleneklere. Doğar doğmaz bedeninden parça kopartılır erkek çocuğundan. Doğumuyla birlikte çocukluktan erkekliğe geçiş yapmıştır bile ve bunun tez zamanda kanıtlanması gerekecektir. Ne travma! Terapi sırasında erkekler, annelerine duydukları güvenin annelerinin sünnete izin vermesiyle sarsıldığını anlatıyorlar. Nasıl sarsılmasın ki? Bacaklarından sallandırılan, tokat atılan, sünnet edilen..kısaca doğar doğmaz cinsel tacize maruz kalmış insanlardan oluşan bir toplumda acı ile haz, sevgi ile nefret doğal olarak birbirine
Hayat YollarıAlice Miller · Metis Yayınları · 2023573 okunma
Narsistik Erkek(lik)le Mücadele
10/10
·182 syf.·
2019 42. kitabı
Manipülasyon, ikili ilişkilerimizde veya gruplar içerisinde kişilerin kendi çıkarları için uygulamaya koyduğu ufak kusurlar olarak görülebilir. O halde manipülasyonun sapkınlık haline geldiği durumu ayırt etmede hangi kriterleri baz alabiliriz? Narsistik sapkın da manipüle eder ancak onun manipülasyonu anlık değildir, sabit ve globaldir. "Bütün narsistik sapkınlar elbette manipülatördür, ancak bütün manipülatörler narsistik sapkın değildir. Cılız bir teselli olsa da bu doğrudur." Narsistik sapkın tanısı koyulanların %80'i erkek olduğundan, kadınların bu konuda şiddetle uyarılmaları entelektüel bir duruşun yanı sıra bir görevdir. Narsistlerin kurbanı olan kadınlar artık konuşabiliyorlar. Çok değil daha birkaç on yıl önce bir kadın kocası hakkında manevi şiddetten şikayet etseydi 'histerik' olmakla suçlanırdı. 'Kim bilir o erkeğe neler yapıyordu'... Narsistik sapkınlar vardır ve hayat tüketmek için hayattadırlar. Araştırma ve gözlemlerimin sonucunda söyleyebileceğim tek şey: imkanınız varsa bu insanları tespit ettiğiniz an KAÇIN KAÇIN KAÇIN! Asla düzeltmeye, içindeki yaralı çocuğu iyileştirmeye çalışmayın kadınlar. İyileştirmek istediğiniz bir çocuk varsa kendi içinizdeki yaralı çocuğa müdahale edebilirsiniz. Sanıyorum ki onun da yaraları hiç de az değildir. Her kadın günün birinde "bırak ben yapayım, bir işi de beceremiyorsun" dendiğini duymuştur. İşte narsistik sapkının globalliği buradan geliyor. Taktikleri her yerde aynı: Önce bağımlı hale getir sonra bu zaaftan faydalan ve öldürücü vuruşu yap. Narsizm (psikanalistlerin “ilksel narsizm” olarak tanımladıkları şey) birey kimliğinin temelidir. Her ilişki de belirli oranda narsistleşme payı içerir. Sorun şudur ki,  sapkın manipülatör ötekinden alarak kendi kendini narsistleştirir ama karşılığında hiçbir şey
İkili İlişkilerde Duygusal ManipülasyonPascal Couderc · İletişim Yayıncılık · 20212,208 okunma
9/10
·52 syf.·
2018 30. kitabı
Klasik fizik ve kuantum fiziği ile ilgili konuşulurken, ikisi arasında çok net bir ayrım olduğu, birisinin -klasik fizik- makroskobik dünyada yeterli ve geçerliyken diğerinin -kuantum mekaniğinin- sadece atom altı dünyada uygulanabileceği hatasına düşülüyor ve dahası bu hatalar sloganlaştırılıyor. Prof. Dr. Cihan Saçlıoğlu da bu hataya dikkat çekiyor ve relativistik kuantum alan teorisinin günlük hayatımızdaki yerini güzel benzetmelerle açıklıyor. Kendi ifadeleri ile: "Profesyonel fizikçi çoğunlukla bardağa su dolarken seviye neden yükseliyor falan bunu fazla düşünmüyor da, muonium atomunda şu enerji seviyesinde kuantum elektrodinamiğiyle bilmem kaçıncı mertebeden düzeltmeyi hesaplayabilirim problemi ile ilgileniyor. Ama o relativistik kuantum alan teorisi dosdoğru daha böyle çok daha gündelik bir şeyde karşımıza çıkıyor. Fakat, dediğim gibi beynimiz öyle yıkanmış ki, 'relativist kuantum alan teorisi sadece o düzeltmede kullanılır, gündelik hayatımızda alakası yoktur, orada klasik fizik yeterlidir' yanılgısı var, ben sadece ona dikkati çekmek istedim."
Felsefenin Kuantum Mekaniksel TemelleriCihan Saçlıoğlu · Türkiye Bilimler Akademisi · 200413 okunma
Reklam