İnsan bilimleri,terimin dar anlamıyla her zaman "bilim" (yani kanıtlanabilir ve yanlışlanabilir)olmamakla birlikte,bilgeliğimizden ziyade bilgimizi artırmaya (rasyonel insan olmaktan ziyade,insanı rasyonel olarak tanımaya)ve bunu olgular,sebepler veya yasalar koyarak yapmaya yöneliktir.Bu,felsefenin yapabileceği bir iş değildir.Bilge,bilgin değildir;filozof da bilimci değildir-ya da bilimciyse (Decartes,Pascal,Leibniz...)bu işi felsefenin dışında kalan alanlarda yapmıştır.Dünya evrenin merkezinde midir?Bu soru yüzyıllar boyunca -hiçbir bilim yanıtlayabilecek durumda olmadıkça-hep felsefi bir soru olmuş,problem bir kez çözülünce (hatta bilimsel olarak konunca),felsefi olmaktan çıkmıştır.Bu olgu birkaç dogmatik yanılsamadan başka felsefeden hiçbir şey alup götürmez.Felsefe,bilmekten ziyade düşünmek,açıklamaktan ziyade sorgulamaktır.Felsefe eldeki bilgilere ilave bir bilgi değildir;onlar hakkında (dolayısıyla bu bilgilerin sınırları,yani bilinmeyen hakkında)bir tefekkürdür.Bilimden ziyade bilgeliği,bilgimizi artırmaktan ziyade bilgi üstüne düşünmeyi veya aşmayı hedefler-örneğin gerçekliğin bütünü üstüne,varlık veya mutlak üstüne (metafizik),neyi bilebileceğimiz üstüne(bilgi teorisi),ne yapmamız gerektiği üstüne(ahlak),neyi yaşayabileceğimiz(etik,politik,estetik)veya umabileceğimiz(din)üstüne kendimizi sorgulayarak...