10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 91. kitabı
Yabancı Yayınları ile biz okuyuculara ulaşan #kocamınkarısı #alicefeeney tarafından kaleme alınıyor. Ne yaptığını biliyorum, taş kağıt makas eserleriyle sevdiğim kalem bu eseriyle de ağızda ayrı tat bıraktı. Eserde birçok anlatıcı diliyle olaylara şahit olurken ters köşelerde vay be yok ya hadi canımlar ağızdan dökülüyor. Zengin kocasıyla güzel bir evde minik kasabada ikamet eden bir kadın yürüyüşten döndüğünde anahtarının kapılarını açmadığını ve dahası kapıyı çaldığında kendisinin kopyası bir kadının kapıyı açtığını görür. Kocası o kadına karım diyerek gerçek karısının hafızasını zorlar. Sonrası kendini ispatlamaya çalışması, polisin devreye girmesi ve olaylarla bağlantısı, dedektif kişinin geçmiş ve gelecekle sürpriz ilişkili çıkması...Hangisini spoi vermeden anlatayım bilmiyorum ama her karakter başlı başına sır arkadaş. Çözülmeyi bekleyen kocamın karısı hakkını alacak mı? Bu kişi gerçekte kim? Her şey kurgu mu yoksa kadın akıl hastası mı? Keyifli bir eserdi, tavsiye ederim. Verilmek istenen mesaj: "1.Ölüm tarihini bilmemek en büyük rahatlık, yaşarken ânı doyasıya sevdiklerinle dolu dolu yaşayabilmeli. 2.Gözü kapalı kimseyi yeterince güvenmeden evine sokma özellikle karşı cinsi." ~ "Hiçbir mutluluk ebediyen sürmezdi. Hiçbir keder de ebediyen sürmezdi ve zaman boşa harcanmayacak kadar değerliydi." ~ "Her bir dakika süratle "geçmiş" olurken bir insan nasıl ânı yaşardı? "Şimdi" dediğimiz şey, gelecekteki geçmişin ta kendisiydi." ~ "Hepimizin görünmez yaralarla inşa edildiğine inanıyordum; kalp kırıklıkları, utançlar, pişmanlıklar ve hüsranlar üst üste dizilerek bizi daha güçlü ve sağlam hale getirirlerdi." Reklam değil.
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 2026152 okunma
Bir kahramanın acı sonu
Puan vermedi·352 syf.··
2026 10. kitabı
Arap ihanetine uğrayan Teşkilat-ı Mahsusa reisi Süleyman Askerî Bey intihar edecektir. Onun kaleminden ise şu sözler dökülecektir; "Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız. Steplerin kurdu, Arslan'ı, göklerin kartalıyız." Tarih sahnesinde nice kahramanların hikayesini yazılmıştır. Ama Süleyman Askerî Bey'in yeri ayrıdır. Türk ordusunun en şerefli subaylarındandı. Sorumlu olduğu birliği harp alanında bizzat en ön cephede yürüyemez halde ve yaralı olmasına rağmen yönetecek kurmaydı. Süleyman Askerî Bey Edirne askeri okuluna iken orada öğrenim gördüğü süre boyunca Kuşçubaşı Eşref ve Yenibahçeli Şükrü ile dost olmuştu. Bu bağlantının ileride Türk teşkilatının gizli yapılanmasına katılmasını sağlayacaktı. Harp akademisinden mezun olup Osmanlı ordusuna Yüzbaşı rütbesi ile katılmıştır. Meşrutiyetin ilan sürecinde ismi çok geçen Süleyman Askeri Bey; Makedonya'da yürütülen çete takibinde kendini göstermiş, Rumeli'de II. Abdülhamit'e karşı olan genç subaylar arasında yer almış, gayet teşkilatçı bir insandı. 2. Abdülhamid'i tahttan indirecek olan harekat ordusuyla İstanbul'a gelen Askeri Bey 4 Eylül 1909 yılında kolağası olmuş ve Bağdat'a jandarmaları organize etmek için gönderilmiştir. Trablusgarp savaşı sırasında işgal teşebbüsü karşısında kılık değiştirerek yakın arkadaşlarıyla beraber Bingazi'ye gelmiş, Enver ve Mustafa Kemal Paşalarla birlikte mücadeleye katılmıştı. II. Balkan Savaşı sonrasında Bulgarlar ile yapılan İstanbul Anlaşması öncesinde Garbî Trakya Hükümeti'nin kurulmasını sağlamıştır. Teşkilât ı Mahsûsa'nın resmen kurulmasından sonra,ilk başkan olarak teşkilatın yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini düzenlemiştir. Süleyman Askerî'nin kısa ve kariyerinin en önemli evresini 1914-1915 yıllarında Irak'ta yaptığı faaliyetler oluşturmuştur. Süleyman Askerî 3
Süleyman Askerî BeySüleyman Tekir · Kronik Kitap · 0235 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bazı huzursuzluklar içimizde değil, geride kalan boşlukta yaşar.
10/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2026 242. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 07:41
Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır. Bazıları ise her sayfasında bir insanı hatırlatır. Benim için Huzursuzluğun Kitabı, yalnızca bir edebiyat eseri değil; yarım kalmış bir dostluğun, söylenememiş cümlelerin ve artık cevap alamayacağım soruların kitabıdır. Fernando Pessoa’nın Huzursuzluğun Kitabı, klasik anlamda bir roman değildir. Belirli bir olay örgüsü, başlangıcı ve sonu olan bir hikâye anlatmaz. Daha çok, insan zihninin en derin ve en karanlık odalarında dolaşan düşüncelerin parçalarından oluşur. Bu yönüyle kitap, okunmaktan çok hissedilen bir metindir. Eserin en güçlü tarafı, insanın çoğu zaman kimseye söyleyemediği duygulara tercüman olmasıdır. Pessoa, yalnızlığı romantikleştirmez; onu bütün ağırlığıyla ortaya koyar. İnsanların arasında yaşarken bile kendini yabancı hissetmenin, ait olacak bir yer bulamamanın ve zaman zaman kendi varlığını bile sorgulamanın nasıl bir duygu olduğunu satır satır işler. Bazı kayıplar vardır ki hiçbir tecrübe insanı onlara hazırlayamaz. Benim için böyle bir kayıp kuzenimdi. Birbirimizi çok severdik. Yaş olarak gençti ama omuzlarında taşıdığı yükler yaşından çok daha ağırdı. Kendini yalnız hissediyordu. Belki de bu yüzden, benim de içimde taşıdığım sessiz yalnızlığı görüyordu. Bana Fernando Pessoa’nın Huzursuzluğun Kitabı’nı önermişti beraber okumak için. Kuzenim; kendini yalnız hisseden, çoğu zaman içindeki yükleri tek başına taşımaya çalışan biriydi. Benim de yalnızlığımla mücadele ettiğimi bildiği için bu kitabı özellikle önermişti. Belki satırların arasında kendinden parçalar görüyordu. Belki benim de göreceğimi düşünüyordu. Bu kitabı birlikte okuyacak, satırların arasında kaybolacak ve üzerine uzun uzun konuşacaktık. Fakat hayat bize bu fırsatı vermedi. O kitabı birlikte okumayı planladığım insan, artık bu dünyada değil. Kitabı
Alıntı
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,6bin okunma
9/10
·238 syf.··
2026 2. kitabı
Bu kitabı kısaca özetle derseniz, önce doğru bilginin ne denli kuvvetli bir güç olduğu, sonra da hırslar koca bir kudreti nasıl batırır onu anlatır. Kitabın sonuna ulaşıp kapağını kapattığımda bir yandan da metaforlar kitabı dedim içimden. Uzun İhsan Efendi oğlu, Bünyami'nin uzak uzak diyarlara gitmesini , maceralar yaşamasını ,bilmek, yeni yeni yerler keşfetmesi ve tanıması için cesaretlendirir. Çünkü büyük filozofların dediği gibi, Uzun İhsan Efendi için" Macera büyük bir ibadettir" çünkü O'nun(Allah) evrenini tanımanın başka bir yoludur. Bünyaminin kendisine tesadüfler sonucu gelen ,görünüşte adi demir bir para kitabın kötü karakteri Efendi Ebrehe için hayatı boyunca hırsla aradığı bir metadır. Bütün bir hayatını bu parayı aramak ve hırsla ölümden ebediyen kaçmak için mücadele ve hırslar üzerine şekillendirmiştir ama...sonunu yazar kitapta o kadar güzel anlatmış ki sizin okumanıza bırakıyorum. İlk 50 sayfa, kitabın diline alışma evresinden sonra hikaye öyle bir içine alıyor ki elimden bırakmadan bitirdim. Eski zamanlarda ,normal halkın içinde geçen bir hikaye olduğu için , eski zamanlarda insanlar nasıl yaşarmış kısmına da ışık tutar. Yazarın betimlemeleri öyle başarılı ki bir sahne anlatmaya başlayınca direkt gözümde sinema gibi oynamaya başladı. En çok memnun olduğum kısmı ülkemize ait böyle başarılı bir hikaye anlatıcısı yazar tanımak oldu
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma
10/10
·56 syf.··
2026 10. kitabı
55 sayfa çerezlik bir kitap diye almıştım. Ama o kadar yavaş okudum ki. İncecik bir kitap bitmesin diye uğraştım resmen. Ama yine de aktı, gitti, bitti. Keşke daha da uzasaydı ve karakterlerle daha fazla vakit geçirseydim. Yazarın dilini, kalemini sevdim. Aynı hızla diğer kitaplarını da okuyacağım. Zaten öyle renkli ve güzel kapakları var ki insanın tüm kitaplarını alası geliyor. Yahudi genç Momo ve Müslüman Bakkal İbrahim’in dostluğu anlatılıyor. İkilinin iletişimi oldukça güzel ve eğlenceli. Babasında bulamadığı şefkati, sevgiyi farklı dinden, farklı ırktan birinde, mahallenin bakkalı İbrahim’de buluyor. Farklılıklara rağmen aradaki dostluk ve sevgi öyle güzel işlenmiş ki yüzümde hep bi gülümsemeyle okudum kitabı. En sonda Kuran’ın içinde sakladığı çiçekler kalp ben. İncelememi çok beğendiğim cümlelerle bitireyim. “Verdiğin sonsuza dek senindir, sakladığın ise ebediyen yitmiştir.” “Bazı çocukluklar vardır, geride bırakmak gerekir. Bazı çocukluklar vardır, iyileşmek gerekir.” “Güzellik, Momo, her yerdedir. Senin baktığın yerdedir. Benim Kuran’ımın içimde bu var.” Kesinlikle okunmalııııı, tavsiyemdir
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,5bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:55
“…Ve dizimin acısını duymayarak, yürüyorum, istikbalimden başka bir yere çıkan rahat ve emin bir yolda gider gibi yürüyorum…” İlk sayfalardayım. Hasta çocuğun ruhunu anlamak için sürekli empati yapıyorum ve bu beni ağlatacak. Kitabın son sayfalarında babamın hastalığını düşünmeden edemedim. Ekleyeceğim alıntılar bana dokunan ve herkesin içinde bir yerlere temas edeceğini düşündüğüm cümleler. Çünkü hastalıklar ve sıhhat bizde varken bize görünmez. Ancak bizden giderse ve bendeki gibi sevdiğimiz birinden giderse … Ancak o zaman onu görmeye başlarız. Kitapta ağacın bile sıhhatine imrenerek yürüdüğünü söylüyor çocuk. “…Bizden uzaklaşmadıkça bize görünmeyen sıhhat, itiyadın verdiği hissizlikle, sağlamların şuurundan kaçıp nasıl ve nereye saklanıyor? Onu ben görüyorum, çünkü benden uzak; onu ben Mithat Bey’in kırmızı yüzünde,çelikli damarlarında, arkadaşımın otururken rahat gerilişlerinde, bacaklarını uzatışlarında, korkusuz bakan gözlerinde görüyorum…” “Büyük bir hastalık geçirmeyenler her şeyi anladıklarını iddia edemezler.” “Bu odada başkaları inleyecekler. Onları şimdiden gayet iyi tanıyorum. Üstelik çıkarıp yatağa attığım robdöşambr içinde, ebediyen aynı insan bulunacak: Hasta.”
Alıntı
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,2bin okunma