Bilim kurgu tadında bir kitap... okuması zevkli ve akıcı. Yine de aynı zamanda insanı dusunduruyor. Bu kıtabı okurken zaten gunumuzde cok yaygın ve populer olan yapay zekayı bır kez daha dusundum, hıc kullanmasam bıle, etkılerı cıg gıbı buyuyor, bır de yemek sektorunde hızla yayılan kioskler geldı aklıma, yeonjae gibi işinden edilen insanlar...
Kuskusuz en etkılendıgım karakter Bokyung oldu tabii... eşini kaybetmiş, güclü durmaya calısan ama tum kaygıların ıcınde gozunun onunde buyuyen cocuklarını goremeyen bır anne. Bazı cumleler benı cok etkıledı ve alıntı olarak zıhnımde de yer ettı,
Bir zamanlar hayattaki uçurumların nasıl ve nereden dogdugunu kavrayamiyordu. Aynı okula gidiyor, aynı üniformaları giyiyor, aynı dersleri görüyordu; ama bir anda bazı çocuklarla arasında kapanmaz bir mesafe açılıyordu. Bizim anne babamız da para kazanıyor, beni de seviyorlar, o halde neden bu kadar fark var?
Bu soru zihnini kemirmeye başladığında, sahip olmadıklarını parmaklarıyla sayma alıskanlıgı edinmisti. Sonra bunu da birakti; el ve ayak parmakları hep kullansa da sayamayacagi kadar çok sey eksikti. S.73
Dünya sürekli yeni eşyaları, farklı fiyat etiketleriyle piyasaya sürüyordu. Yeonjae, bunlann gerçekten bir ihtiyaçtan mi dogdugunu yoksa ortaya çıktıktan sonra mi ihtiyaç haline geldigini çözemiyordu.
Fakat dünya, Yeonjae'den bagimsiz, hizla üretmeye devam ediyordu. Iste o zaman uçurumların kaynagini anlamaya başladı.
Bu, onun kendi çatlağından çok, anne babasının, hatta onların anne babalarının hayatlarında bir yerlerde usulca açılmış bir yarık gibiydi. Yeonjae'nin tek basina asla kapatamayacağı kadar derin bir yarik. S.73
Annem iyi bir üniversiteye gidip insanlara başarılı oldugumu kanitlamami istiyor. Neden havalı bir hayat yaşayıp varlıgımı ispatlamam gerektigini