Düşler Atlası!!!
Spoiler içerir.
Kitabı okumayanların incelemeyi okumamasını tavsiye ederim zira kafanız bir hayli karışabilir.
Öncelikle, sayfalarca inceleme yazılmasını gereken bir kitap olduğunu belirtmek isterim. Şahaneydi harikaydı, etkisinden bir süre çıkamayacağım bir eser. Ama aynı zamanda kafamda çok karıştı. Tek tek ilerlemek gerekir ise;
Eski istanbulu okumak, kafamda canlandırmak çok büyük bir keyif. Rehber gibi, yelkenci hanın, mihel kapısının şimdiki haline de bakmak insanı duygulandırıyor, istanbulun surları zaten ayrı bir olay ve kitapta suriçinin işleniş tarzı, verilen detaylar, efsane olan istanbulu daha da zamansız kılıyor, suriçini okumak ayrı bir keyif.
Karakterlerden Kubelik, Alibaz ve Arap İhsan Efendiyi daha detaylı görmek isterdim. Kubelik oldukca ılgı cekıcı bır karakterdı, daha cok yer verılmesını isterdim. Alibaza kalede ne oldu o da bende biraz havada kaldı, tam olarak anlayamadım.
Genellikle bu tarz kitaplarda mutlaka simya ile ilgili bir şeyler oluyor, ebrehe nin beyin yakan anlatımları gibi, onlarda zihnimde oturmuyor ama tabii yine de ustaca işlenmiş olduğunu yadsımıyorum.
Her bir bölümün girişinde yer alan yedi iklim dört bucaktan masallar, efsaneler.. gerçekten harikaydı, her bir detay muhtesemdı. Hınzıryedinin hikayesi... sonu da çok iyi bağlandı.
Bünyamın ve Uzun İhsan Efendi... oğul babasının düşü müydü? Her ikisi de bekçinin düşü müydü? Yoksa Uzun İhsan Efendi İzmirdeki o mahzun beyefendi miydi? Kafam çok karışık, gerçek ile düşler iç içe! Bu bakımdan son kısmı Hasan Ali Toptaş Gölgesizleri hatırlattı. Herkesin okumasını tavsiye ediyorum ve yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum