"Size şunu söylemek isterim. Yeni yeni iştir oldum. Şiir okurken yanınızda kamus(sözlük )bulunmayacakmış. Şiiri hiç lügata bakmadan anlayacakmışsınız.
Bu nasıl olur? Muhakkak her şiirde lügat'a bakmanızı icap eden kelimeler olur. Bir şair görmüş, bilmiş, hissetmiş, düşünüp taşınmış; en yüksek hislerini, gönlünün, ruhunun, duygularını kağıda dökmüş. Bunun için tabii ki günlük lisanda bulunmayan derin ince manaları ifade eden kelimeler rumuzlar kullanacaktır. Bütün dillerde bu böyledir."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Aziz evlatlarım, siz tabii benim yoksul evime, sergime değil; gönlüme geldiniz. Şu mübarek günde, bu garibi sevindirdiniz. Allah da sizi sevindirsin. Ne yapalım, biz böyle olduk. Duadan başka elimizden bir şey gelmiyor. Kaderimiz böyleymiş. Eger Cenab-ı Hak her nimet elimizden aldığı gibi gözyaşını da alsaydı da ağlayamasaydım ben ne olurdum." diyerek ağlamış bizi de ağlatmıştı
Cevhere Sultan'ın bu sözünü ne kimseden duymuş ne de bir kitapta görmüştüm. Sonraları da ne duydum ne de gördüm.
Oğlum, gözünü temiz tut, namahreme, yabancı kızlara bakma. Gözünü günahtan, hasetten, kötü bakmaktan koru... Sözünü temiz tut, günah sözler, çirkin sözler, kaba sözler söyleme... Özünü temiz tut, niyetin iyi olsun, ihlaslı, samimi ol; hasetlik, fesatlık yapma...
Diğerleri sanki bir kitabın sayfaları, onlar ise kitapların manası ve ruhu idiler. Kitap okumak ve amel olunmak, bir reçete ise tatbik edilmek için yazılır. Kütüphaneler dolusu kitap veya dolaplar dolusu reçete olsa kullanılmadıktan başkasına verip faydalandırmadıktan sonra neye yarar?