Şerife Bacı, 1921 yılının soğuk bir kış gecesi, işgale direnmek için sırtladığı cephanenin altında donarak can vermişti. Kucağındaki bebeği ise Türk milletinin gerçekleştireceği mucizenin bir nişanesi gibi hayata tutunmayı başarmıştı. Albay Osman Bey, yaşlı gözleriyle bebeği kucağına aldı. Öptü, kokladı. Ardından vatanı için kahramanca can veren Türk kadınının cesedi önünde esas duruşa geçerek konuştu: “Türk kadını, dünyada emsali bulunmayan kahraman bir anadır. Öyle anadır ki tarihte nice kahramanlar, cihangirler doğurmuştur. Arkadaşlar, Milli Mücadele’yi kazanacağımızın en büyük misali işte önümüzde: Biri ölü, biri diri yatıyor!”
Milli mücadeleyi bir tek kişiye isnat edenler utanır mı bilmiyorum. Adı üstünde milli mücadele. Bebekler bu uğurda bebekliğini yaşayamamış, çocuklar çocuk olmamış, kadınlar tabiri caizse erkek gibi davranmak zorunda kalmış. Ama hâlâ bazı beyinsizler çıkıp da keşke Atatürk şunu şunu yapacağına ülke Yunan'da kalsaydı diyebiliyor. Yunan orada duruyor keşke sen oraya gitsen.
Bu konuda karşıma öz benliğim çıksa gözünün yaşına bakmam. Yani ola ki bu yaşıma kadar bir yerde bir zaman bu konu hakkında yanlış düşünmüşümdür o benliğim de geri gelse kınarım, lanetlerim. İnsan yanlış düşünebilir, yanılabilir, hatalı davranabilir. Çünkü tarihi yaşamadık orada değildik. Ama bu tarihi yaşayan, tanık olan insanları okumak zorundayız, dinlemek zorundayız, yaşadıklarına kulak vermek zorundayız. Yoksa capslerde olduğu gibi çok pişman bir ecdat görürüz. Ben bunca şey bunlar için mi yaşadım derler gerçekten. Herkesin ağzında bir ecdat lakırdısı. Senin ecdadın sadece 2. Abdülhamit mi? Vahdettin senin ecdadın değil mi? Şerife Bacı senin ecdadın değil mi? İşine gelenin sadece hatalarını görüp işine gelmeyeni gözünü kapatmak mı tarih bilinci? El insaf. Hiçbir şeye