Ece

Çevremizdeki dünyayı kavrama şeklimiz, onu nasıl algıladığımız ve duyumsadığımıza bağlıdır. Daha kapsayıcı bir bakış olmadan, gerçeklik bize bir birbirinden bağımsız fenomenler ve anlamsız olgular yığını gibi görünür; başka bir ifadeyle, bütünüyle kaotiktir. Böyle bir dünyada insan boşluktaymışçasına yaşardı. Her şey aynı önemde olurdu; hiçbir şey dikkatimizi çekemezdi ve aklımızı kullanmak olanaksızlaşırdı.
Reklam
Belirli bir "ben"i yok, bir kitaptan diğerine geçen "ben"leri var.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Ruhum duvar saatine sabit yaşadım oldum olası. Her çabayı gösterdim gürültüsü mevcut kalsın diye odada, bana aş olsun diye ve yaşam - kalınlaştırdım perdeleri ve kendimden şüpheye düşmemek için bu aynanın karşısında oturmaya mecbur olduğumdan, itinayla topladım zamanın her zerresini, durmadan kalınlaşan kumaşların arasından. - Faydasını çok gördüm duvar saatinin.
Sayfa 21·Kitabı okudu
belki de insan aslında hiçbir şeye başlamıyordur, belki de söz konusu olan hep gelecektir.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Hem herkes yalnızdır, hem de hiç kimse başkalarından vazgeçemez -sırf başkaları kendisine yararlı olduğu için değil, ancak o yolla mutlu olabildiği için. Hiçbir toplu yaşam yok ki kendimiz olma yükünü omzumuzdan alsın ve bizi fikir sahibi olmaktam bağışık kılsın; ama hiçbir "iç" yaşam da yok ki başkalarıyla ilişkimizin bir ilk denemesi gibi olmasın. Hem bireysel hem toplu bir geçmişimiz ve vücudumuz olduğundan dolayı düştüğümüz bu ikircikli durumda asla kesin bir dinginlik bulamayız, ayrılıklarımızı hep azaltmaya çalışmamız gerekir, anlaşılmamış sözlerimizi açıklamamız gerekir, bizde gizli saklı kalanı açığa vurmamız ve başkasını algılamamız gerekir. Akıl ve uzlaşma geride bıraktığımız bir yol değil, önümüzde kendisini üstlenip yürütmemizi bekleyen bir yol; bunlara kesin olarak ulaşamadığımız gibi onlardan vazgeçmek de elimizde değil.
Sayfa 54·Kitabı okudu