Çok sevdiğim bir yazar Nazan Bekiroğlu. Bu kitabında denemeleri çok sade bir dille özellikle emekliliğine geçiş sürecinden başlayarak ne çok konuya değinmiş. Ben en çok kitabın sonundaki Anna Karanina için yazdığı bölümleri sevdim. O çok sevdiğim kitaba o kadar farklı açıdan bir pencere açmış ki; bunu da ancak Nazan hoca bu şekilde yorumlayabilirdi diyorsunuz. Kitabın arka kapak yazısını çok sevdiğim için paylaşmak isterim. Belki daha çok ilginizi çeker;
.
.
Mihrican Fırtınası Nazan Bekiroğlu ' nun hayata edebiyata ve sanata dair denemelerini bir araya getiriyor.
Yazarın kişisel hayatından izlerin belki de ilk kez bu açıklıkla görülebileceği denemeler bunlar. Bir Mihrican Fırtınası olarak yaşadığı emekliliğe geçişi, yeni kütüphanesini yerleştirmesi, kitapları, defterleri, lise yıllarında tuttuğu günlüğünden alıntıladığı samimi satırlar, sobacılar sokağında bir dükkanda alın terinin kutsallığını hissettiren yaşlı usta ile geçen dakikalar halı dokuyan kızlar ve başka birçok deyiniyle insaniyete duyduğumuz özlemi derinden hissettiren yazılar. Ama sadece özlediklerimiz değil, sabır taşımızı çatlatanlar, cingözlülüklerinden illallah ettiklerimiz de görüntüye giriyor. Sonrasında ise Mihrican Fırtınası, edebiyata, minyatüre, soyut resme uygarlık ve insanlık tarihine ikar os'un düşüşüne, Platon' un mağarasına dair beğenilerle son derece zengin bir içerik sunuyor.
Başımı kaldırıp benimle hiç ilgisi olmayan bir sahneye bakar gibi bakıyorum olup bitene. Odam toplanıyor otuz sekiz yıllık yığın ayaklanıyor. Bağ bozumu.
Ekim de değil ki!