Ve denir ki, Maglor, taşıdığı Silmaril'in ona verdiği acıya dayanamamış; sonunda onu Deniz'e fırlatmış, ondan sonra keder ve pişmanlık içinde dalgaların yanında şarkılar söyleyerek daima kıyılarda dolaşıp durmuş.
...uzaklardaki dağlara bakıp, dağların kendi resminin sınırları içerisine girdiklerini görebilirdi; ama dağların gerçekte neye benzediklerini ve artlarında neler olduğunu sadece tırmanmış olanlar söyleyebilir.
Şanslı bir çocuktum.
Abim fantastik edebiyat hayranıydı. Ben henüz bıdıcıktım ve onun okuduğu kitaplara özel bir ilgi duyuyordum.
Bir gün abim beni karşısına aldı. Yanlış hatırlamıyorsam yıl 1998-99 idi. Televizyonda Şirinler yayınlanıyordu ve çizgi filmdeki o meşhur söz duyuluyordu evde.
“İyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.”
Abim beni yanına çağırdı. Şirinler'den daha iyi bir şey dinlemek isteyip istemediğimi sordu ve bu kitaptaki Büyük Wottonlu Demirci masalını okudu bana.
Çocukluğumda herkes şirinleri görmek isterken ben yirmi dört yılda bir yapılan, yirmi dört çocuğun davet edildiği ziyafete seçilebilmek ve başaşçının büyük pastasından tatmak isterdim.
Dedim ya, şanslı bir çocuktum...