Eğer sözlerimizden sorumlu tutulacaksak bu bizim için şereftir. Eğer sözlerimiz yüzünden cezalandırılacaksak, bu bizim için en büyük ödüldür. Sözümüz sözdür, kral da olsa, prens de olsa, hakikati söylemek boynumuzun borcudur. Ki bundan sonrası size kalmıştır, işte boynumuz buradadır, işte kılıç da oradadır. Buyurun, hüküm sizindir.
Belki aysız bir gece gibi esmerdi, belki güneşli bir öğlen gibi sarışın, belki ikindi gibi kumraldı, belki gün batımı gibi kızıl. Belki servi gibi uzundu, belki gül fidanı gibi kısa. Belki saçları göz alabildiğine uzanan buğday tarlası gibi dümdüz, belki gümrah bir bağ gibi dalgalı, belki dökümlü yamaçlar gibi kıvrım kıvrım. Gözleri belki derin ormanlar gibi yeşil, belki kehribar gibi ela, belki bulutlu bir gökyüzü gibi gri, belki engin denizler gibi mavi, belki görkemli dağlar gibi kahverengi, belki kömür gibi kara...