Uzun süredir üzerine düşündüğüm demokrasi kavramı hakkında yazılmış, asıl demokrasinin nasıl olması gerektiği konusuna değinilen ve alternatif yönetim şekillerine yer verilen kitap.
Demokrasi, kelime kökeni olarak eski Yunanca demos (halk) ve kratos (egemenlik) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Halkın egemenliği mümkün mü tartışılır ama bence bizler; adayları seçmiyoruz, bize sunulan adaylar arasından seçim yapıyoruz. Bu da halkın mı yoksa elitlerin mi egemenliği oluyor düşünmek lazım. Nüfusun milyarları veya milyonları bulduğu yerde her adayı halkın oyuyla belirlemek de pek mümkün değil. Aday olan herkesi ne kadar tanıyoruz da oy veriyoruz veya herkes aday olmalı mı veya maliyet ve zaman problemi nasıl aşılacak, hepsi ayrı soru işareti.
Kim neye göre aday oluyor? Ülkemizde en son 500 bin tl adaylık ödemesi vardı, bunu ödeyen herkes ülke yönetiminde söz sahibi olmayı hak ediyor mu? Maddî gücü olmayan fakat kendini geliştiren biri aday olamıyorsa, orada seçme ve seçilme hakkının sağlıklı işlediğini söyleyebilir miyiz? Bu soruları sorunca ortaya şu sonuç çıkıyor kanaatimce: seçenekleri belirleyemiyor, belirlenip sunulan şıklar arasından birini güya demokrasi adı altında seçiyoruz ya da daha acısı, seçtiğimizi zannediyoruz.
Seçtiğimizi zannediyoruz derken, halkın kendini nimetten saymasından bahsediyorum. Bence insanlığa demokrasi adıyla aslında kralını ve soytarılarını seçtiriyorlar, köleyi özgür bırakmak yerine efendilerini seçme şansı veriyorlar. Hani bu konuyla ilgili görsel vardı; resimde inek, mezbahaya gideceği yolu seçiyordu. İşte insanlığın durumu tam olarak bu değil mi? Tüm ipleri eline verdiğimiz kişiler, yetkiyi alınca her türlü pisliği ve zulmü yapmıyor mu? Her imkandan faydalanıp haksızlığa dibine kadar neden olmuyorlar mı? O halde seçimler neden var