Kitabın yazıldıktan 65 yıl sonra yayımlanabilmesi sanıyorum yaşanılan dönemde feminizm edebiyatının henüz gelişmemiş olması yüzünden. Oldukça üzücü olansa feminizm akımının 20. Yy'ın sonlarına doğru ilerleyebilmesidir. Kitapta sadece kadınların olduğu, yönettiği ve kutsal annelik duygusu ile geliştirdikleri bir medeniyet var ve başka medeniyetlerle etkileşimi olmadığı için tamamen erkil duygulardan arınmış dişil bir hayat sürüyorlar. Hikaye üç erkeğin kadınların ükesine gitmesiyle başlıyor. Yüz yıllardır kıskançlık, meraklı olma, güçsüzlük ve hatta entrikacılıkla itham edilen kadınların sadece kadınların bulunduğu bu ülkede nasıl mutlu,huzurlu ve düzenli bir medeniyet geliştirdiğine şaşırıyorlar. Okuduğum en iyi ütopik feminizm eserlerinden biri. Severek okuyacağınız bir roman.