Kültürel konular bir yana, çocuklar birer bireydir. Kitapta çocuklarla müzakere hakkında özel bir bölüm bulunmamasının nedeni, onları değişik bir biçimde ele almanın geçerli bir stereotip olmasından değil, bunun bir stereotip olmasındandır. Aslında “çocuklarla nasıl müzakere etmeli” gibi bir tez “japonlarla nasıl müzakere etmeli” gibi bir tez kadar aptalcadır. Milyonlarca ve milyonlarca değişik japon ve milyarlarca ve milyarlarca değişik çocuk vardır.
Düşünmekten kaçıyorum
Acı çekmemek için kaçıyorum
Sen kaçış planının sonuna vardığında
Ben kendimden koşa koşa uzaklaşıyorum
Neler oluyor bilmiyorum
Bilmekten kaçıyorum
Kitaplarda okuduğum hayatların hepsi gerçekmiş meğer,
İçine girilip yaşanmayan sadece okuyarak ya da duyarak tadılan onca hayatlar onca dertler bile insanın boğazını düğüm düğüm yapmaya, gözlerini bir gökyüzü bulutuna çevirmeye yetiyormuş meğer,
Büyüklerimizin “şükret seninki de dert mi, dışarda ne hayatlar var” demesinin altında ne gerçekler yatıyormuş meğer.
Ben de anladım be Can Yücel ben de anladım.