Ve biliyordum ki bir erkeğin evlenmeden önce bir kadına yedirdiği akşam yemeklerine, verdiği güllere öpücüklere karşılık olarak gizliden gizliye istedği tek şey, evlilik işlemleri biter bitmez kadının Bayan Willard’ ın mutfak paspası gibi ayaklarının altına serilmesiydi.
Sanki asıl öldürmek istediğim şey o derinin altında ya da baş parmağımın altında atan o ince mavi damarda değil, başka bir yerde, daha derinde, daha gizli ve ulaşılması çok daha güç bir yerdeydi.
Geçmişte olan, gelecekte olan hiçbir şey yoktur; her şey vardır sadece şu an içinde varlık sahibidir…
Zaman aşılır aşılmaz, zaman düşüncesi kafadan çıkarılır çıkarılmaz dünyadaki bütün güçlükler bütün düşmanlıklar silinip gitmiyor mu, yenilgiye uğratılmıyor muydu?
Hikmetini ve içyüzünü öğrenmek istediğim şey, Ben’di. Ama alt edemedim, sadece yanılttım, sadece kaçtım ondan,sadece saklanıp gizlendim. Doğrusu, dünyada benim bu Ben’im kadar, bu yaşıyor olduğum, başkaları gibi ve başkalarından ayrı biri olduğum Siddhartha olduğum bilmecesi kadar kafamı başka hiçbir şey kurcalamadı. Ve dünyada kendim kadar az bildiğim başka hiçbir şey yok.