Artık ne mutlu ne de mutsuzum.
Her şey geçip gidiyor.
Bu zamana kadar yaşadığım, soğuk bir cehennemi andıran sözde “insan” dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor.
Kısacası bir şey anlayamıyorum. Diğer insanların acısının doğasını, seviyesini, hiçbir şeyi anlamıyorum. Belki de onların “pratik” ıstırabı, o yemek yemekle sindirilen türden ıstırap, aslında ıstırabın en aşırı biçimidir; belki de cehennemin en derin katlarındaki işkenceler gibi o kadar korkunç bir ıstıraptır ki benim “bir düzine lanetim” onun yanında önemsiz kalır. Bilmiyorum.
Yabancılık heyecan vericidir ama bizi düzenimizi bozmakla tehdit eder; rutin rahatlık vericidir ama bizi uyutmakla tehdit eder. Bizi seçim yapma kapasitemiz olduğuna en çok ikna eden, özgür olduğumuz yanılsamasını en çok canlı tutan şey, davranışlarımızı düzene sokma yeteneğimizdir. Ama yaptıklarımıza olan ilgimizi ve bunlardan aldığımız zevki en çok tahrip eden şey de bizatihi bu yetenektir.