İnsan düşüncesinin bir anlam taşıyabilecek biricik tarihini yazmak gerekseydi, yapılacak şey birbirini kovalayan pişmanlıklarının ve güçsüzlüklerinin tarihini yazmak olurdu.
Fakat insanlar, hâlihazırda var olan sistemleri ve soyut çıkarımları yeğlerler, bu uğurda gerçeği bile bile saptırmaya, mantıklarını haklı çıkarmak için duyularının onlara sunduğu kanıtları görmezden gelmeye razıdırlar.