"Dünyanın nasıl bir düzen üzerine kurulduğu anlaşılıyor. Olaylar öylesine korkunç, mantığa uygun, birbirine bağlı ki! Ortada bir son var, ama bu sonun ardından yenir bir yaşam başlıyor. Sürüp gidecek yeni bir yaşam..."
Yine bir Cengiz Aytmatov klasiği ve yine temeli; masallara, efsanelere ve biraz da yaşanmışlığa dayandırılmış bir eser var karşımızda. Nayman Ana, Raymalı-Ağa, Ana Beyit ve nice efsane hatırlatmaları...Cengiz Aytmatov eserlerinde hiçbir olayı, hiçbir karakteri öylesine yerleştirmemiştir. Romanda kendi babasının başına gelenleri , Abutalip Kuttıbayev ile anlatmıştır. Babasının vefatından sonra her zorluğa göğüs geren annesini ise Zaripa karakteriyle karşımıza çıkarmıştır. Aslında aklamak istediği Abutalip değil, kendi babasıdır. Romanda karşımıza çıkan Ana
Beyit mezarlığı yazarımızın babasının gömüldüğü ve rejim yüzünden nice yazarların katledilip bu mezara gömüldüğü yerdir. Bu yüzden demeliyiz ki yine bu eserde dönemin mevcut rejimini hatırlatan birçok kesitler sunmuştur bizlere.
"Bir insanın elinden malı mülkü, tüm zenginliği, gerekiyorsa biricik yaşamı alınabilir. Ama belleğini köreltmeye, beynini sakatlamaya kim cüret edebilir ki?" Cengiz Aytmatov''un romandaki dev teması yine "Mankurt" tur. Mankurt teması Jolaman ve Sabitcan üzerinden anlatılmıştır. Kullandığı ondan fazla tekniğiyle, Kırgızlar'ın kültürünü, coğrafyasını ustalıkla anlatmasıyla bu eser, başta zor ilerlese de sonrasında anlatılan efsanelerle bizi içine sürükledi. Romanda gün uzadı, asır oldu...