“bir baba olarak söyle evladına: aşk var mıdır yok mudur, boş mudur dolu mudur, ne kokar, ne boktur?”
“tanrı gibi düşün”, dedi babam, ki böyle bir yanıtı hiç beklemiyordum. “inanıyorsan varolup olmaması pek önemli değildir. ayrıca en büyük inkarcının da en inançlının da içinde bir nebze kuşku vardır. ve elbette ki, aşk da tanrı da ölümsüzdür.”
dizlerimin üstüne çöküp sudaki aksime bakıyorum. bu yüz, benim yüzüm. bu gözler, benim gözlerim. ellerim, benim ellerim. tanrım, bu nasıl bir lanet? derimi yırtmak, gözlerimi oymak, dişlerimi sökmek bir işe yaramaz. kendime mahkumum. ağlasam, gözyaşlarım benim gözyaşlarım. ben cehennemde değilim, cehennem benim içimde.
kalemi eline alıp iki insanı birbirine götüren yolu bulmaya çalışan biri, tek bir çizgi çizmeyi beklerken karalamayı andıran bir resim çizer. iki insanı birbirine götüren sayısız yol vardır.
yapacağım ilk inceleme olduğu için kendi çapımda bir heyecan duyuyorum. kitabı okurken hissettiğim her duygu, aklıma gelen her düşünceyi ifade etmekte umarım zorlanmam. süper iyi günler; eski bir arkadaşımın kahve içerken önerdiği, telefonumun notlar kısmına yazdığım ama yaklaşık 1.5 sene sonra okuma şansı bulduğum bir kitaptı benim için. kitap otizmli bir çocuğun yani christopher'in dilinden yazılmış. mark haddon başarılı bir iş çıkarmış. kitabı okurken hayatı christopher'in gözleriyle görüp onun bakış açısıyla algılıyorsunuz, onun düşünme mekanizmasıyla hayata bakıyor, etrafınızı öyle izlemeye başlıyorsunuz. kitabı okuduktan sonra renkler, şekiller, arabalar, metaforlar gözüme daha farklı gelmeye başladı. bir çocuğun dünyasına girmek, onunla nasıl bir iletişim kurmam gerektiğini bilmek, en güzeli de empati duygusunu sonuna kadar hissetmek bana iyi geldi.
kitabın farkındalık yaratması adına çok daha fazla insana ulaşması gerektiğini düşünüyorum.
Süper İyi GünlerMark Haddon · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20224,176 okunma