19. yüzyıl Fransa'sının kuzeyinde bir kömür madeninde çalışan işçilerin zorlu yaşamlarını ve adalet arayışlarını gözler önüne seren oldukça gerçekçi ve sarsıcı bir kitap.
Zola bu kitabı yazabilmek ve madencilerin iç dünyasını daha net bir biçimde kurgulayabilmek için Nord-Pas-de-Calais madencilik alanını birçok defa ziyaretlerde bulunmuştur.
İş… Emek… Dayanışma…
Kitabı şöyle bir özetleyecek olursak eğer. Alın terinin mücadelesini okuyoruz. İnsani olmayan koşullarda çalışan maden işçilerinin, açlıktan ölme pahasına, alın terleriyle emekleriyle zengin ettikleri, doymak bilmeyen işverenleriyle girdikleri insanlık mücadelesini okuyoruz. İnsanca yaşayabilmek için girdikleri direniş mücadelesini okuyoruz.
Güzel bir alıntı bırakıyorum şuraya: “Tanrı biliyor ya, kimseden bir alıp veremediğim yok, ama zaman zaman bunca haksızlığa dayanamıyorum.”
Öncelikle HAT hakkında yapılan bazı haberleri görmezden gelip bu kitaba bir şans vermenizi istiyorum. Kitabın size katacağı çok şey var buna inanıyorum.
İnsanların başkaların hayatındaki olumsuzluklardan, dertlerden ve acılardan seyretme merakı duymaları ve bundan zevk almaları. Zalimliğe karşı herhangi bir çaba sarf etmeden sadece seyretmeleri o kadar kötü ki zaten kitapta halilin söylediği şöyle bir söz vardı “Ben kötülük edenle kötülüğe maruz kalana aynı yüz ifadesiyle bakamam, her ikisine de gülümseyemem. Bunu yaparsam o zaman da kendi yüzüme bakamam. Sizin mideniz kaldırıyorsa, kötülük edene de kötülüğe maruz kalan da aynı şekilde gülümsemeye devam edebilirsiniz.”
spoi
ve bu kadar şeyin sonucu ise dağılan bir aile, çaresiz kalan bir baba ve yitip giden güldiyar
son zamanlarda okuduğum en duygusal, en hüzünlü kitaptı. Ağlayarak okuyacağımı, kalbimin kırılacağını biliyordum okumadan önce fakat hiçbir şekilde spoi yememiştim.. Belki bir umut farklı olur dedim fakat olmadı… Benim için her zaman farklı bir köşede olucak bu kitap. Eğer gerçekten bazı duyguları hissetmeye en çokta ağlamaya ihtiyacınız varsa önereceğim bir kitap. Benim kalbimi çok kırdı sonu, umarım siz benim kadar üzülmezsiniz :) 2. kitap için ise okumayı düşünmüyorum açıkçası biraz farklı yönlere sapıcak gibi duruyor. Benim için bu kitap burda kalmalı daha ilerisi olmamalı. Küçük bir alıntı yapmak istiyorum:)
Spoi:
Doludizgin yaşa, özgürce şarkı söyle. Güzelliğini bu dünyayla paylaş ve bil ki seni diğer taraftan izliyorum. Tüm aşkım sana, Kacey. Meleğim, kalbim,
Jonah’ın
Seni sonsuza dek seveceğim
Sabahattin Ali ve eşi Aliye Hanım’ın mektuplarından oluşan çok nahif bir eser…
Kitap içerisinde mektupların fotoğraflarıda içeriyordu.
Mektuplar çok anlam doluydu aslında. Nasıl güzel sevmektir o öyle. İncitmekten korkmak hatta tam aksi mutlu etmek için bir an önce kavuşmak istemek…
“Aliye bana böyle şeyler yazma. Sonra ben sana deli gibi aşık olurum” :)
ölüm çiçeği…
lavinia kelime anlamı “hayalimdeki muhteşem sevgilidir”.
Özdemir Asaf’ın şiir kitabında geçen lavinia aslında şairin platonik aşkıdır.
“adını gizleyeceğim sende bilme lavinia”