Bir insanın kaderi dağdaki patika gibidir: Bazen çıkar,bazen iner, bazen de dibi görünmeyen bir uçurumun başına gelip durur. İnsan tek başına böyle bir yolda ilerleyemez ama birleşenler, birbirine omuz verenler her engeli aşar.
Umutsuzluk tohumları ekilmiş gönülde çiçek açar mı? Susuz kalmış hayaller hâlâ yaşar mı? Ne yeşertir yürekteki kurumuş umutları? Ne dindirir bu fırtınaları? Çıksa gelse gülen yüzüyle, cennete dönüverir kuraklaşan kalp. Sular yeniden coşar, umutlar çiçek açar. Ama ne onun gelesi var kadrinin bilinmediği bu yerlere, ne de edalı çiçeklerin açası. Çiçekler çaresiz. Çiçekler güçsüz. Derinlerine gömmüş bu yüzden hayallerini,kimse bilmesin, görmesin, duymasın diye. "Bir istiridyenin kıymetli incisini sakladığı gibi" saklıyor. Ve saklamaya devam edecek onu yeniden görene dek.