“Daha o zaman bile düşüncelerin kafamıza bazen kelimelerle, bazen de resimlerle geldiğini anlamıştım. Bazen bir fikri kelimelerle düşünemezdim bile…Ama o şeyin resmi, mesela bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken nasıl koştuğum ve neler hissettiğim gözümün önünde hemen beliriverirdi. Bazen de bir şeyi kelimelerle düşünebilirdim ama gözümün önüne onu bir resim olarak asla getiremezdim: Siyah ışık gibi, annemin ölümü ya da sonsuzluk gibi.”
Her şeyin mümkün olduğu, her şeyin inisiyatif ve projeden ibaret olduğu Becerebilme’nin egemenliğindeki başarı toplumunda ise incinme ve tutku olarak aşka geçit yoktur.