Hastalığı kokluyorum. Annemin başına sarılmış bir bezdi hastalık. Saçı yastığının üstünde. Ateş ona erismedi, ama başında parladı, küpelerinin titrediği başında.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sonbahara yakışır bir kitap oldu.
İki kız kardeş; bir çok ortak nedene rağmen iki farklı karaktere bürünmüş iki kadın. Ortak bir aile, ortak yaşanmışlıklar, ortak kayıplar ve ortak bir savaş... Buna rağmen iki farklı kadın.
1. Dünya savaşında yarim kalan aşkının esiri bir baba ve sevgisinden mahrum ettiği kızları... Babasından bulamadığı sevgiyi aşık olduğu adamda yakalayan bir abla, inatla babasının onu sevmesini bekleyen kız kardeş. Kendi kuralları, doğruları olan bir abla, aklina her eseni yapan bir kiz kardeş. Onlari yalnız bıraktığı için babasını affedemeyen bir abla, her şeye rağmen babasının yanında olmak isteyen bir kız kardeş.
️ Ve 2. Dünya Savaşı...
Kocasını kaybeden bir abla, gençliğini ülkesi için feda eden bir kız kardeş. Evlatları için savaşan, güçlenen, nazilere kafa tutabilecek hale gelen gelen bir abla, zaten kendisini ülkesi için tüketmiş bir kız kardeş.
Kitabın hissi tam olarak nasıldi biliyor musunuz?
Hani böyle toz pembe başlayan hikayeler gibi, daha sonrasında renkleri solmuş bir hayat, zamanla kahverengileşmis hayatta kalmaya çalışan insanlar en sonunda da simsiyah bir hava etrafta ölü insanlar. Kitap öyle güzel yazılmış ki başlangıcı ile sonu arasıdaki bu tüm değişiklikler size kendini hissettiriyor. Oyle bir etki yaratti ki bende uzun zaman sonra bir kitaptaki olay beni ağlattı. Özellikle sonlara doğru çok çok etkileyiciydi.
Suzan Defter
İki insanın hayatının kısa bir kesişim ânı diyebiliriz bu kitap için. Yaklaşık 15 günlük bir serüven. Ama öyle bir 15 gün ki iki farklı insanın ailelerini, acılarını, aşklarını, ortak noktalarını ve tamamen farklılıklarını size açıkça gösteriyor. İki insan, ailesi tarafından yaralarla büyütülmüş, annesiz babasız kalmış ( yaşamalarına rağmen), aşkı bulamamış, ve geç kalmış İki insan. İki farklı günce. Ama aynı olaylar. Peki yaşanan bir olay İki farklı gözden anlatıldığında aynı mı anlatılır sizce? Ya da ne kadar farklı anlatılabilir ki? Peki hangisi doğru olandır? Bunu bilemeyeceğiniz bir eser.
Ufak not: Küçükken roman yazmak hayalim vardı. Ve bunu sıradan şekilde yapmak istemiyordum. Hep aklımı kurcalayan bir soru vardı bir olay aynı anda kaç farklı şekilde yaşanabilir. Bunun üzerine düşünüp İki farklı insanin gözünden yazmak gibi bir fikirdi. O zamanlar Ayfer Tunç u tanımıyodum bile. Bence hala fikrim özgün. Oyle değil mii?
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma