O büyük dava adamı insanlara lâ(hayır) demelerini öğretiyordu ki, bunu öğrendikten sonra illâ(sadece) diyebilsinler. Çünkü müstesnâyı çıkarabilmek için, önce kabul edilmeyenlerin sıralanmaları gerekir.
"Kullarım Sana Ben 'i sorduğunda (onlara haber ver ki:) Ben onlara çok yakınım. Bana duâ ettiği vakit duâ edenin duâsına karşılık veririm. O hâlde (kullarım da) benim davetime icabet etsinler ve bana îman etsinler ki doğru yolu bulalar." (Bakara, 186)
İnanmak, bir şeyin gerçek olduğunu kabul etmek ve o gerçeklikle yaşamak demektir. Bu ruh hâlini sürdürdüğünüzde, yanıtlanmıș olanın duanın mutluluğunu deneyimlersiniz.