Adı:
Tarih Şuuru
Baskı tarihi:
Eylül 2000
Sayfa sayısı:
184
ISBN:
9789754732368
Yayınevi:
Beyan Yayıncılık
Geçmişin, ya da içinde yaşadığımız zamanın bilgilerini, olayların cereyan tarzı ve yorumlarını, ibret olsun diye aktarılmasına vasıta olan ilme tarih diyorsak; tarihçinin ve özellikle İslam tarihçisinin takınacağı tavır ve takip edeceği usul konusunda, Kur'an çok açık ve kesin hükmünü koymuştur. Başka bir deyişle, Allah, genel manada alimin, özel manada da -bu görevi yüklendiğinden dolayı- tarihçinin, ilahi mesajın getirdiği sorumlulukla hareket etmesini emrediyor.
Tarihi hadiseleri, olayları yeniden, tekrar tekrar okumak insan ve toplum hafızasının yeniden canlanması için önemlidir. Tarih, ait olduğu toplumun hafızasıdır. Tarihten doğru sonuçlar çıkarmak için tarihi doğru okumak gerekir. Günümüzde tarihi bir mesele tartışılırken, ilgili konu o meseleyi ele alan kişinin veya tarihçinin ideolojisinden, inancından, beklentilerinden, öznel bakış açısından şüphesiz etkileniyor. Tarih bilimi bir laboratuar bilimi olmadığı için kimi zaman öznel bir hikâyeye dönebiliyor. Yanı olayı farklı milletler, farklı ülkeler veya gruplar farklı değerlendirebiliyor.
Görüyoruz ki yazar dinimizi ısrarla “savaş dini” Peygamber Efendimizi de “Savaşçı” olarak anlatmaya gayret ediyor. Ben bu konuda yazara katılmıyorum. Savaş olgusu insan doğasında vardır. Barış zamanında barış savaş zamanında savaş yapılır. Bazılarının söylediği gibi Savaş üzerine kurulu bir ne din ne de ideoloji vardır. Ama her zaman savaşa hazır, dik ve güçlü durulur. Dosta güven düşmana korku verilir ama fiili bir savaş yoksa bizim dinimiz savaş dinidir deyip savaşacak cephe aranmaz. Bugün İslami terör örgütleri evet belki sahte örgütler temelde İslami değiller ama üyelerinin arasında gerçekten İslam adına savaştığını zannedenler var. Bu kişiler işte hayallerinde hiç son bulmamış olan cihad adına savaş veriyorlar. Halbuki gerçek savaş gerçek cihad Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde söylediği gibi; “Gerçek mücahit nefsiyle cihat edendir”(Tirmizî, Fedâiu'l-Cihad, buyurarak, cihadın en büyük ve en geniş alanının nefisle yapılan bölüm olduğunu ifade ediyor. Bu hadis-i şeriften de anlaşıldığı gibi cihadın onda dokuzu Allah'ın (cc) dinini yaşamak ve insanlara tebliğ etmektir
İslamiyet, barış dinidir. "Silm, selamet, selam..." gibi barış, güvenlik bildiren kelimeler, "İslam" kelimesiyle, aynı kökten gelmiştir. Allah'ın isimlerinden biri "Es-Selam dır". Müslümanlar, birbirleriyle karşılaştıklarında "selamün aleyküm" derler. Mescid-i Haram'ın kapılarından biri, Babu's-Selam, Cennetin isimlerinden biri, "Daru's-Selam" dır.İslamiyet'te asıl olan savaş değil, barıştır. Savaş, ya saldırgan düşmana, ya da İslam'ın tebliğine engel olanlara karşı yapılır. Gayri müslim ülkeler, Müslümanlara saldırmadığı ve ülkelerinde İslamın tebliğe izin verdikleri ve İslamı yaşamak isteyenlere engel olmadıkları müddetçe, kendileriyle savaşılmaz. Resulullah (asm)'ın şu sözü, İslam'da barışın asıl olduğunu ifade eder:
"Ey insanlar ! Düşmanla karşılaşmayı istemeyin, Allah'tan afiyet dileyin. Onlarla karşılaştığınızda ise, sabredin. Biliniz ki, Cennet kılıçların gölgesi altındadır."(2)
İslamiyet, hayatı mukaddes tanır. Bir masumu öldürmeyi bütün insanları öldürmek gibi kabul eder. Bir hayata vesile olmayı da, bütün insanların hayatına vesile olmak gibi sayar. (Maide, 5/32)
İslamiyet, öldürmek için değil, yaşatmak için gelmiştir.
İslamiyette Savaş Hukuku
Meşru savunma
-İslam davetini güvence altına almak
-İnsan hakları ve din hürriyetini güvence altına almak
- Antlaşmaları bozanları ve hainlik yapanları cezalandırmak
-İslam topraklarını yabancıların saldırılarından korumak
Kitapta önce Peygamber Efendimizden bahsedilmiş. Devlet yapısından ve Peygamber/Savaş ilişkisinden bahsedilmiş. Ardından Bedir ve Uhud Savaşları anlatılmış. Sonra Hudeybiye’de Ölüm Biatını anlatmış. Sonra Münafıklar Camisi, Ümmü Süleym, Örnek Şehid, Asrı-Saadet Döneminde Basın, ardından Son Hutbe ve sonra Bizans’dan bahsedilmiş. Bakıyoruz daha sonra da Hz. Ömer ve Hz. Ali anlatılmış. Konular arasında ciddi bir bağlantı ve bütünlük göremiyoruz. Ayrıca kitabın adı, ön sözü, kitabın başı, ortası ve sonu ele alındığında kitabın ne maksatla yazıldığı kime neden hitap ettiği açıkça anlaşılmıyor. Yazar burada İslam tarihine yapılan eleştirilere muhalif mi olmuş? Yoksa İslam tarihini ben böyle biliyorum böyle anlattım mı diyor? ( Ama konu tümüyle İslam tarihi değil) Ya da bize tarih anlayışımızdaki yanlışlardan mı bahsediyor? Bir okuyucu olarak yazarın maksadını tayin edemedim.
İhsan hocanın kaleminden adeta islam tarihine tutulan bir fener işlevi görüyor Tarih Şuuru. Bilgiden ziyade bilinç ve şuur aşısı yapma gayretinde bir yazar olan İhsan hoca bu eserindende farklı bakış açıları geliştirmiş, olayları analiz etmiş, bilinçli bir Müslüm nasıl olmalıdır sorusunun cevabınada yer verdiği bir eser olmuş. Harika olmuş. Emeklerine sağlık diyor ve herkese öneriyorum.
Allah müellif den razı olsun...

Kitaptan oldukça faydalandım, fakat kitabın ismi ile içeriğini uygun değildi. Çünkü kitabın ismi "Tarih şuuru" fakat bahsettiği konu sayfa 25 ten sonrası Peygamber Efendimizin dönemi Hazreti Ebu Bekir'in dönemi Hz Ömer'in dönemi Hazreti Osman'ın dönemi Hz Ali ve daha sonra Ömer Bin Abdülaziz'in dönemi (RADİYALLAHU ANHUM ECMAİN). İlk 25 sayfada tarih şuurunu birazcık da olsa veriyor fakat 25 ten sonrası 5 halifenin dönemlerinin kısa bir özeti olmuş.

Açıkçası bu kitabı biraz Tarih şuuru edinebilmek için okumuştum fakat hayal kırıklığına uğradım diyebilirim...
Kitabı satın aldığımda tarih felsefesiyle ilgili bir içerik bekliyordum ancak kitap genel olarak islamın ilk dönemlerindeki devlet düzenini ve savaşları konu alıyordu. Kısa bir islam tarihi kitabı gibi olmuş.
Benim özellikle bu kitapta dikkatimi çeken yazarın tarihte yaşanmış olaylar üzerinden bugüne atıf yapıp kendi bakış açısına göre çıkardığı dersleri de makalelerinin sonuna koymuş olmasıydı. Şimdilerde okuduğumuz kitapları adeta bütün bütün yutarcasına okuduğumuz ve sonrasında hazımsızlık çektiğimiz için kendi açımdan çok faydalı buldum.
Okunması insana güzel şeyler katacaktır biiznillah
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tarih Şuuru
Baskı tarihi:
Eylül 2000
Sayfa sayısı:
184
ISBN:
9789754732368
Yayınevi:
Beyan Yayıncılık
Geçmişin, ya da içinde yaşadığımız zamanın bilgilerini, olayların cereyan tarzı ve yorumlarını, ibret olsun diye aktarılmasına vasıta olan ilme tarih diyorsak; tarihçinin ve özellikle İslam tarihçisinin takınacağı tavır ve takip edeceği usul konusunda, Kur'an çok açık ve kesin hükmünü koymuştur. Başka bir deyişle, Allah, genel manada alimin, özel manada da -bu görevi yüklendiğinden dolayı- tarihçinin, ilahi mesajın getirdiği sorumlulukla hareket etmesini emrediyor.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Melike Durmuş
  • Ahmet Kabataş
  • M.C.
  • Fatma Nur Mermer
  • Can Anas
  • Ahmet Rauf Güler
  • Şaşkan#

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (3)
9
%0
8
%0
7
%20 (1)
6
%0
5
%0
4
%20 (1)
3
%0
2
%0
1
%0