Elif

Elif
@edebiokurr
"Hikâyem ucuz, romanım basmakalıp"
Öğrenci
Hacettepe Türkçe Öğretmenliği
892 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Hayatı Bir Özyıkım Olan Şebnem'e Mektup
Puan vermedi·472 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2022 22:54
Bu metin bir inceleme değil, Yeşil Peri Gecesi'nin ana karakteri Şebnem'e yazılmış bir mektup. Bu sebeple içinde birçok spoiler içeriyor. Bu mektubu 2022'de edebiyat dersindeki bir ödev için yazmıştım. Bugün Şebnem'in özyıkım faaliyetini hatırlayınca açıp tekrar okuma ihtiyacı hissettim ve paylaşmak istedim. Sanki yaşadıkça hayatının her döneminde kendi etinden bir parçayı koparıp yola bırakıyorsun birileri seni bulsun diye. Sartre'a göre intihar dünyada var olmanın bir başka yolu. Senin ölümün intihardan mı oluyor bilmiyorum, sadece Uluç Müdür'ün videosunu medyaya yaydığın geceye kadar yaşananları anlatıyorsun ama hayatını bir özyıkım faaliyeti haline getirmek de bir çeşit varoluş biçimi. Seni tanımayanlar, tanısa da anlamayanlar hayatını bir özyıkım etkinliğine çevirdiğin için seni "aptal" olarak görebilir ama ben seni anladığımı hissediyorum. Kendine yazık etmek bir çeşit intikam ve geride kalanları suçlama biçimi ama tabii çoğu kişi anlayamadı bunu. Osman'ı okuyunca neredeyse kimsenin seni anlamadığını gördüm ve buna çok üzüldüm. Benim de zamanında anlayamadığım biri olmuştu. Tıpkı senin gibi biriydi. Çevresinde bulunan insanları rahatsız edecek türden güzel ve akıllı bir kızdı. Bunu neden söylüyorum? İnsanlar güzel insanların aynı zamanda akıllı olmasını kabul etmek istemezler içten içe çünkü diğer insanlara yetersizliklerini hatırlatır senin gibi kişiler. Bu arkadaşım güzelliğinin yanında aklını da kendine yarar sağlayacak biçimde kullanan bir kızdı ancak bir süre sonra tanımadığı insanlarla görüşmeye, derslerini aksatmaya, çevresindekileri dinlememeye başladı. O zamanlar ne yapmaya çalıştığını anlayamamıştım. Kendine yazık etmeye çalışıyordu aslında. Bunu yaparak, hayatını ve kendisini lime lime ederek çevresindekilere bir şeyler anlatmak istiyordu. Seni
Edebiyat
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202011,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·353 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2023 01:35
Mîna Urgan kendini bir dinozor olarak tanımlıyor. Kendisini bir dinozor olarak nitelendirmesinin sebeplerinden biri yaşı, bir diğeri ise dinozoru "geçmişin doğruluğu kanıtlanmış ve yadsınamaz değerlerini yeni sentezler yaparak geleceğe taşımayı amaçlayan bir yaratık" olarak tanımlaması. #210461202 Mîna Urgan'ın yaşadığı dönemin tanınan simalarından kimler var bu kitapta? Mustafa Kemal Atatürk, Mim Kemal Öke, Aziz Nesin, Berna Moran, Sabahattin Eyüboğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Halet Çambel, Halide Edip Adıvar, Cevat Şakir Kabaağaçlı, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Namık İsmail, Behice Boran, Abidin Dino, Neyzen Tevfik ve Sait Faik Abasıyanık gibi bir sürü isim... Kitap "Yaşlılık ve Ölüm, Çocukluk, Gençlik, Gençliğimde Tanıdığım Bazı Kişiler ve Siyasal" olmak üzere beş bölümden ve bir son sözden oluşuyor. Son sözde "Bu dinozorun anlatmak istediği daha başka şeyler de var. Ömrü vefa ederse, fazla uzun yaşamanın ayıbına katlanabilirse, bakarsınız onları da yazar günün birinde. Yani bu son söz, gerçekten bir son söz değildir belki de." diyen Mîna Urgan, sonrasında Bir Dinozorun Gezileri adlı kitabı da yazıyor. Mîna Urgan kitabın başında günlük tutma alışkanlığı olmadığından ve muhtemelen kendisini derinden yaralayan olayları hafızasından silmek istemesi sebebiyle iyi bir belleğe sahip olmadığından bahsetmiş ve ihtiyarların yaptığı gibi anılarını yazmaya başladığını söylemiş. #210138279 Ardından belleksiz bir toplum olmamızı önlemek için herkesin anılarını yazması gerektiğini eklemiş. #210138394 Özellikle kitabın ilk bölümünde yaşlanmanın sanıldığı gibi kötü bir durum olmadığından, bir insanın bedeni artık özgürce zıplayamazken zihninin hâlâ açık olabileceğinden ve hop hop
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Puan vermedi·404 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2023 15:41
Bu incelemede kitabı tanıtmaktan ziyade İyi Hissetmek kitabını okuyup rafa kaldırmak yerine hayatıma entegre etmek istediğim için bu konuda bana kolaylık sağlamasını umarak kendime bir rehber oluşturmayı hedefliyorum. Kitapta düşüncelerimizin duygularımızı yarattığından bahsediliyor. Yazar, depresyonda olan kişinin düşüncelerinin bir bozukluk içeriyor olması gerektiğini düşünüyor. David Burns "Şu anda böyle hissetmenizin nedeni, şimdi düşünmekte olduğunuz şeylerdir." diyor kitabın 33. sayfasında ve düşüncelerimizin çarpıtmalarla dolu olabileceğinden bahsediyor. Kitabın 51. sayfasında ise şu cümle geçiyor: "Depresyon hiç de duygusal bir rahatsızlık değildir! Sahip olduğunuz her kötü his, çarpıtılmış olumsuz düşüncelerinizin bir sonucudur, tıpkı soğuk algınlığında burnunuzun akması gibi. Depresif belirtilerinizin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde, mantık dışı kötümser düşünceleriniz başrolü oynar." David Burns bu sebeple, yani kötü duygurumunun nedeni düşünceler olduğu için depresif hissettiğinizde aklınızdan geçen olumsuz düşünceyi belirlemeye çalışmanızı öneriyor. Bu olumsuz düşünceleri anlamlı ve işlevli hâle getirmek için de bilişsel çarpıtmaları anlamak gerekiyor. Bilişsel Çarpıtmalar: (Bu kısımda 64. sayfadaki tabloda yer alan cümlelerin bir kısmını kullandım.) 1. Hep ya da Hiç Düşüncesi: Eğer performansınız mükemmelin altındaysa, kendinizi tamamen başarısız görürsünüz. 2. Aşırı Genelleme: Tek bir olumsuzluğu hiç bitmeyecek bir başarısızlık demekmiş gibi görürsünüz. 3. Zihinsel Filtre: Tek bir olumsuz ayrıntıyı bulur onunla uğraşıp durursunuz. 4. Olumluyu Geçersiz Kılmak: Olumlu olayların şu ya da bu nedenlerden "sayılmaz" olmasında ısrar edersiniz. 5. Sonuçlara Atlama: Vardığınız sonucu destekleyecek kesin kanıtlar olmamasına rağmen olumsuz bir
Psikoloji
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,5bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2022 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2022 23:15
2020'de aldığım ama yazarla ilgili çıkan haberlerden sonra okumayı ertelediğim bir kitaptı. Tam olarak neyin doğru neyin yanlış olduğu belli değil ama etik açıdan tam olarak nerede durmam gerektiğinden de emin değilim. Gerçi bundan sonra okuduğum kitap Çavdar Tarlasında Çocuklar ve onun yazarıyla ilgili de kötü şeyler duyduğumu hatırlıyorum ama Çavdar Tarlasında Çocuklar çok sevdiğim bir kitap oldu, yazarının yaşamına takılıp okumamak benim için kayıp olurdu. Bu konuda tam olarak neredeyim emin değilim. Kitabın konusuna geçecek olursak Gölgesizler bir kayboluş hikâyesi. Hatta bir değil birçok kayboluş hikâyesini barındırıyor içinde. Kitap postmodern ögeler barındırdığı için konuyu anlatmak benim için zor olacağından çok kısa geçeceğim. Cıngıl Nuri'nin kaybolmasıyla başlayan ve aslında berberde yaşananlar ve köyde olanlar olarak bir nevi ikili olarak ilerleyen kitapta kayboluşlar devam eder ve bunlardan en önemlisi Güvercin olur. Güvercin'in kayboluşuyla birlikte birçok olay yaşanır. Hasan Ali Toptaş okumaya başlamak için okunabilecek kitaplardan biri değil bence. En azından benim için zor bir kitaptı. Yazar yazım sürecini de eserin içine katarak -yanılmıyorsam- üst kurmaca tekniğinden yararlanmış. Kitapta düş ile gerçek çoğu zaman birbirine giriyor ve bu da yer yer okumayı zorlaştırıyor. Bir taşralı olarak kayboluş, yitiriliş hikâyelerine yabancı değilim. Hatta anlatılmasını çok sevdiğim ve ileride yazmak istediğim birkaç gerçek hikâye de var. Bu yüzden konusuna yakın hissettim. Ancak köy insanını yakından tanıyan herkes birçok köy insanının aklından hem bu kitaptaki hem de Hasan Ali Toptaş'ın diğer kitaplarındaki gibi yoğun düşünceler geçmeyeceğini bilir. Taşrayı aşağılamak değil niyetim kendimi taşralı olarak tanımladığım halde ama herkes kendi kelimeleri ile
Edebiyat
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2022 15:30
Sevdiğim bir hocamın tavsiyesiyle başlamıştım bu kitaba. Sayesinde yeni bir yazarla tanışmış oldum. Mahir Ünsal Eriş'in hikayelerine yavaş yavaş alıştım. Sonlara doğru okuduğum hikayelerden çok daha büyük zevk aldım. Deniz Dülgeroğlu bir videosunda Mahir Ünsal Eriş'in başka bir kitabından bahsederken bazılarımızda ayrı bir taşra damarı olduğundan ve o damarın dışarıdan bir müdahale ile açılamayacağından bahsediyordu. Hakikaten var taşralı olmadan anlaşılamayacak şeyler. Tabii bizim de şehirli dünyasına dair anlamadığımız şeyler vardır. Kitaptaki hikayeler birbirinden bağımsız olarak farklı başlıklarda ilerlese de hepsi depreme, sarıyaz olarak akıllara kazınan o güne bağlanıyor. Sadece o güne de değil. Başka bağlantılar da var. Topluca yaşanan felaketlerin verdiği hisler hakkındaki düşüncelerde, film gibi rüyalar gören bir karakterde, acıyla yoğurulmuş bir hayatı olan Şengül'de kendimi ve çevremdeki birçok insanı buldum. Uzun zamandır bir sürü kitaba başlayıp yarım bıraktığım bir dönemde ilaç gibi geldi bana bu kitap. Dilerim diğer okuyanlara da şifa olur. Keyifli okumalar. Kitapla kalın. (Sanırım incelemelerimin sonuna iliştirdiğim bu iki kelime şimdi çok daha anlamlı.) :)
Edebiyat
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Can Yayınları · 20195,6bin okunma