Hamdi Ertuğrul

Hamdi Ertuğrul

, bir kitap okudu
Puan vermedi·280 syf.·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2020 12:11
·
2020 12. kitabı
Peyami Safa
7.8/10 · 1.220 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Hamdi Ertuğrul

, bir kitap okudu
Puan vermedi·440 syf.·
25 saatte okudu
·
2020 11. kitabı
Andrew Gross
8/10 · 837 okunma
ÇAMURLU ÇİZME Az ötede Fatih Tramvayı’nda Yarı beline çamur deryası çizmeler Ezildi boylu boyuna mor lotus Ortadan çatladı gök paikeye giden yola Dökülürdü başı yazmalı Eli kınalı; evlere Süklüm püklüm yolluk Basılır, yaşmağını örten nine Feryat figan bir ah u zar etti kadın Koyu külhanbey Böler kızıla çalan uğursuz geceyi nârasın Geldi işte allı-morlu akça pakça bu çocuk Koynundan sökülen validesine elveda demeye -Ertuğrul
Üç noktalı hayat...
Gözyaşlarımla ısıttım bu gece yastığımın soğuk tarafını... Gece 01.45 yalnız oda Odama girdim sağımda masa, masanın üzerinde alelade dağılmış kitaplarımla göz göze geldim. Bir anlık düşünceyle hepsini yakmak istedim. Sonra sebebini bilmediğim bir güç bu düşüncemi kafamdan sildi. Masa ile bitişik yatağım bana göz kırpıyordu yakılmaktan son anda kurtulmuş olan kitaplarım. Çarşafım çıkmış, yastığım ayak ucunda yerini almıştı. Kendimi bıraktım üzerine. Yastığımı başımın altına alıp bir anlığına gözlerim duvarın rengine dikildi, cam göbeği pütürlü duvar bana bakıyordu, her bir pütürcük benim için bir tepeydi, gözlerimi kapadım o tepelerden aşağı doğru yuvarlanmaya başladım. İlk hissettiğim ağzıma giren topraklar oldu. Sonra kollarımı yavaş yavaş çizen keskin, jiletten keskin taşlar. Kollarım bir haritadan farksız çizgilerle donatıldı artık. Burnumdaki sızıyı hissetmem uzun sürmedi. Sıcak bir şeylerin aktığını, ağzımın içindeki toprakla beraber, kanla yumuşayan çamur kokusunun genzimi yakmasıyla hissettim. Uçuruma doğru yuvarlanmaya devam ederken aklıma bu dehşet sonlanır mı fikri düştü. Ardından gözlerimi açınca, ilk gördüğüm beyaz pürüzsüz tavan oldu. Sabah 10.30 sineklerle sohbet Beyaz tavan günaydın diyerek uyandırdı bu sabah beni. Belki de yalnızlığımı azaltmaya çalışıyordum da kafamda uydurduğum bir konuşmaydı ''günaydın.'' Sonra içimi bir korku kapladı. Acaba bu da rüya mıydı? Olamazdı değil mi? Bu gerçekti, gerçek olmalıydı. Artık neyin gerçek, neyin hayal, neyin rüya olduğunun ayırt edilmesine düşüncelerim izin vermiyordu. Yatağımda doğrulup, başımı iki elimin arasına aldım düşünmeye başladım etrafa baktım. Kitaplarım masanın üzerinde yine dağınık, yatak toplanmamış, Üstüm de aynı. Evet, bu gerçek galiba.
Hayatı idrak...
‘’Soğuk ,sensiz cam kenarlarında öğrendim, Kafamdaki mütebessim yüzünün silinmezliğini’’ 04.07.20 Zaman denen kavram… Tüm gerçekliğini yitirmesinin üzerinden uzun, çok uzun vakit geçmişti. Zamanın zamansızlığını tam da o anlarda idrak ediyor kişioğlu. En garibi de nasıl olur da insan nefes alabilirken aynı anda sanki ciğerine kaderin temrenini yiyip iki büklüm sevdaların bendesiymiş gibi yatağında kıvrılabilir. Hayatın tezatlıktan müteşekkil olduğunu çok önceleri öğrenmiştim. Hayat ilginç bir öğretmen. Öğrenmek istemeyen, dersi sabote etmeye çalışan öğrenciye dahi vura vura, kıra kıra öğretiyor. En yürek götürmez gerçekleri. Ardından öğretmenlik kisvesini bırakıp savcı olmaya merak salıyor. Hayat, dönüyor mahkemeye sense mahkemede avukatsız müştekiye. -Ertuğrul
Eğitim