İlkokul 3. Sınıftayken kompozisyon dersinde öğretmenimiz masal yazmamızı istemişti. Bende fabl türünde bir masal yazmıştım. Hâlâ da hayal meyal hatırlıyorum. Annesiyle beraber yalnız yaşayan, babasını yıllardır görmeyen küçük bir köpeğin hayatıydı. 95 puan almıştım. 5 puanda "–Ne" yazacağıma "–Ney" gibi bir şey yazmıştım, ordan kırılmıştı. Bozuldum, öğretmenime de sitem ettim, "Ama ben bir kitap okumuştum orda da böyle yazıyordu öğretmenim" dedim. O da "Ama o kitapta insanların konuştuğu yöreye göre yazılmıştır" dedi. Bende "E ama o köpeklerin de konuşması öyle demiştim." O da "Hülya çok iyi bir yazar olacaksın, yazmayı asla bırakma" demişti. Ama öyle olmadı, yazmaktan hep kaçtım. Çünkü yazmak apayrı bambaşka bir şey. Bir adabı var yani. Yoksa Kahraman Tazeoğlu gibi yazmakta kolay Miraç Çağrı Aktaş gibi yazmakta.