Hayalimde,olanca tutkumla insanlığa hizmet etmeyi kurduğum çok olmuştur, gerekirse bu uğurda kendimi feda edebilirdim. Gelgelelim, kimseyle aynı odada iki gün bile geçiremem; bunu deneylerimden biliyorum. Bana yaklaşan kimse kişiliğimi eziyor, özgürlüğümü sınırlıyormuş gibi geliyor bana. Yirmi dört saat içinde en iyi insandan nefret edebilirim. Birinden, sofrada yemeği ağır yediği için, öbüründen, nezlesi var, durmadan burnunu temizliyor diye... Insanlarla ilişkiye girer girmez onlara düşman kesiliyorum. Ama kişilere nefretim arttıkça genel olarak insanlığa sevgim o oranda artıyordu."
Bir şehir için tirandan(tek adam) daha düşmanca bir şey yoktur, orada her şeyden önce ortak yasalar bulunmaz, yönetimi ele geçiren, yasayı da kendine göre tutar.
Yasalar yazılı olduğunda, yoksulun da zenginin de eşit hakka sahip olması, daha güçsüzlerin, kötü bir söz ettiğinde zengin birine bunları söylemesini sağlar. Haklar varsa, zayıf olan güçlüyü de yener.
Gerçekten de ülkenin yöneticisinin halk olduğu yerde, gençlerin yurttaş olarak yetiştiği görülür. Tiran, düşmanının böyle birileri olduğunu gördüğünde, sağduya hakim en cesurlarını öldürür, tahtından korktuğu için.
İnsanlığın başına gelmiş en kötü şey, tüm insanların ilkokul öğretmeni olmamasıdır. Eğer öyle olsaydı, etrafta bir şeyler öğrenmek isteyen kimse kalmazdı.