Petersburg'da ve Moskova'da yaşayan, vaktini yarından sonra öğle yemeğinde vereceği davette hangi yemekleri hazırlatacağını düşünüp taşınarak geçiren, davetten önce ağzına bir avuç haptan başka bir şey atmayan, istiridyeleri, deniz örümceklerini ve başka harikaları hüpleten, sonra da Karlsbad veya Kafkasların yolunu tutan hali vakti yerinde beyler yazar için kesinlikle hiçbir şey ifade etmiyor. Hayır, böyle beylere karşı hiçbir zaman kıskançlık uyanmış değildir içinde. Ama orta halli, bir posta menzilinde jambon, öbüründe domuz kızartması, üçüncüsünde sağlam bir parça mersinbalığı yahut fırında kızarmış soğanlı salam isteyen ve sonra ne zaman isterse hiçbir şey olmamış gibi sofraya oturup morina havyarı katılmış balık çorbasını dişlerinin arasında höpürdeten, arada etli, yumurtalı, yayınbalığı kuyruğuyla pişirilmiş çörekleri de sanki dışarıdan iştah aşılanmış gibi götüren orta halli beyler - işte bu beyler hiç şüphesiz cennetin imrenilecek nimetlerine sahiptir! O hali vakti yerinde beylerin her biri köylü canlarının yarısını, bütün ecnebi ve Rus usulleriyle yapılmış yenilikleriyle rehin tutulan yahut olmayan malının mülkünün yarısını, orta halli bir beyin sahip olduğu mideye sahip olmak için şu dakika feda etmeye hazırdır; ama, heyhat! Hiçbir servet, yeniliği olsun olmasın hiçbir mal mülkle bile sahip olunamaz orta halli bir beydeki mideye.