7/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
Herkese selamlar Bugun size kitapligimda yine uzun süredir bekleyen #howtohoneymoonalone #tekbaşınabalayırehberi kitabinin yorumu ile geldim. Hiçbir sekilde toksiklik icermiyordu. Cok naif, cok siradan ve bir o kadar da tatli bir kitapti. Yazarin anlatim tarzını da kalemini de begendim. Esprili bir yani da vardi çünkü. Kitapta oyle aman aman bir olay orgusu yoktu. Iki karakter de evlilikten son anda donen ve balayi icin ayarladiklari otelden para iadesi alamadiklari icin o tatili tek basina yapmak isteyen kisilerdi. Orada tesadufen tanisip arkadas oldular sonra da bu aska döndü. Yani kacinilmaz olarakTatli bir konusu olsa da benim icin favorilerimden biri olmadi. Sonunda da bekledigim gibi gayet sevimli bir hikaye ile son buldular. Aralarda biraz yetişkin ogelerde vardi ama bence goze batacak durumda degildi. Kitabin benim icin tek goze batan yani ceviri hatasıydı. Ustelik birden fazla kez karşıma cikan absurtluk ile dumura uğradım. Arkadaşlar siz Türkçe kitap çevirmekle mükellefsiniz! Bu sizin amme hizmetiniz degil! Yeni yetme "alfa kuşağı" günlük hayatta Türkçe ve İngilizce'yi karıştırıp kullanıyor ve konuşuyor olabilir. Ancak kitaplarda bir editör sureci vardir. O süreçte de kontrol etmek asli göreviniz! "ROMANCE" kelimesini çeviren kişi veya kisiler günlük hayatta bunu "ROMANS" diye kullanıyordur belki bilemem ama bunun kitapta olmasi gereken sekli "ROMANTIK"tir. TDK'da bu kelime Türkçelestirilmisse bu sekilde kullanmak durumundasiniz Bu kismi görmezden gelerek ve keyifli bir kitap olmasindan kaynakli, kitabin naifligi hatrina tavsiye ederim. Tek Başına Balayı Rehberi Olivia Hayle
Tek Başına Balayı RehberiOlivia Hayle · Beta Byou Yayınları · 2024234 okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2026 17. kitabı
DÖRT RÜZGÂR/KRISTIN HANNAH Merhaba kitap dostu dostlarım. Değerli bir kitabı daha okuyup bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Bu gün Kristin Hannah'ın 496 sayfalık Dört Rüzgâr adlı kitabının yorumuyla karşınızdayım. Yazarın her kitabını okuduktan sonra, "En iyi kitabı buydu" demeden kendimi alamıyorum zira her eseri birbirinden güzeldi. Yazarımız çok güçlü bir kaleme sahip. Betimlemeler tadında insanın zihnine işlemekte. Anlatım hiç ağdalı sözlerle kaplı değil, sizi konunun içine çekmekte ve konunun uzaktan izleyicisi yapmakta. Kitabın konusunu aktaracak olursam kitabın arka kapağındaki bir yorumu olduğu gibi aktarmaya çalışacağım zira aynı fikirdeyiz. Kristin Hannah, bize hem insan kalbinin hem de dünyamızın, rüzgârdaki küçük bir değişim kadar güçlü ama bir o kadar da kırılgan olabileceğini hatırlatıyor. Toprağı vuran kuraklığı kendi ruhunda hisseden bir anne; "annelik" denen ve içten gelen o müthiş günler, evlatlarını korumak için çölleri aşmayı, açlığa direnmeye çalışıyor. Doğanın kıymetini bilmenin önemine ve aslında onun ne kadar hassas olduğuna dikkat çeken tam zamanında kaleme alınmış bir roman. Bu kitabı okurken yaşanan açlık öyle içime işledi ki yemeği beğenmeyip seçicilik yapan insanlara acıyarak iç geçirdim. Etrafıma bakıp derinden şükrettim çünkü her şey ziyadesiyle vardı. Zamanında dedelerimiz, atalarımız kıtlık yaşamışlar; büyüklerimizden açlık hikâyeleri bizlere kadar ulaşmıştır. Bu kitapta o hikâyeleri bir kez daha içim burkularak derinden okumuş oldum. Kitabı okurken dikkatimi çeken bir konu da çocukların babasının zorluklara göğüs germeyip ailesini terk etmesi ve hiç aramaması oldu. Anne her yerde anneydi. Rahatsızlığına rağmen tüm zorluğa göğüs germesi takdire şayandı. İşçi, patron ilişkileri, sendikalaşma konuları da kitapta yer etmekte. Verilen
1000Kitap
Dört RüzgarKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 2023434 okunma
Reklam
Bir kere daha okumuş olduk
7/10
·332 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitabı, aynen bu kitabı üçüncü okuyuşum. Farklı yazarlar, aynı kurgu. İlki Yetenek adında (seri ismi de "Yedi Krallık üçlemesi" eğer merak eden varsa) bir genç kurguydu, ortaokulda okumuştum. Diğeri Bir İz Bırak adında bir genç kurguydu. Şimdi de bu. Üçünü kıyaslayacağım ve bana bir fark bulursanız iletin, olur mu? İncelememde spoiler vardır. Başlamadan önce bu kurgunun çok iyi yaptığı bir şeye değinmek istiyorum (bu üç kitabın da ortak özelliğiydi bu): yazdığı dünya gerçekten çok iyiydi. Uzak gelecekte, artık her umudun tükendiği ve pekala gerçek olabilecek bir evren yaratmış yazar. Dünyayla alakalı detayları okurken gözümün önünde her şeyi canlandırabildim. Bunun için yazarı tebrik etmek isterim. Ama maalesef bütün orijinallik buraya kadardı. Geri kalan her şey o kadar önceden tahmin edilebilirdi ki... Bu arada eğer bu yorumu okuyan ama bu kitabın kurgusunu ilk defa duyan birisiyseniz kurguya lafım yok. Üçüncü okuyuşum ama sonuna kadar okuttu, yalan yok. Öldürebilen bir kız. Bu kitapta Juliette'di, Bir İz Bırak'ta Cyra'ydı, Yetenek'de de Katsa'ydı. Üçünün ortak özelliği dokundukları kişiyi saniyesinde öldürmek. Üçü de inanılmaz zayıf (Katsa o kadar değildi ama neyse) ve sevgiden yoksun çünkü kimse onlara dokunamıyor. Onlara dokunabilen bir erkek. Hep bir erkek, hep "yeteneği" bu kızların gücüne karşı dayanıklı olmak. Bu kitapta Adam'dı, Bir İz Bırak'ta Akos'tu ve Yetenek'de ise Prens Po'ydu. Üçü de önceden bu yeteneğinin farkında değil. Üçü de yanlışlıkla bu öldürebilen kızlara dokununca anlıyorlar güçlerini (Prens Po ve Katsa birazcık farklı ama spoiler vermeyeceğim- ne de olsa bu kitap için spoiler var dedim, diğer kitap için demedim-, yine de temelde aynı yere varıyorlar). Unutmadan bir de "bana dokunabiliyorsun diye seni sevecek değilim"den evrilen
Bana DokunmaTahereh Mafi · DEX Yayınları · 20242,283 okunma
6/10
·144 syf.··
2025 57. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 22:45
Baek Se-hee. Benden yalnızca bir yaş büyük. Yazarın bu kitabını ilk gördüğümde sürekli beni ziyaret eden anksiyeteyle karışık çılgın bir depresyon hâlini geride bırakıyordum (yine). İsmini görür görmez de elbette kitapla bağ kurdum: Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum. Kitap, yazarın on yıl süren psikiyatrist ziyaretlerinin bir kısmına ışık tutuyor. Elbette ilgimi çok çekti ve kütüphanemde zibilyon tane okunmayı bekleyen kitap olmasına, borç ödemekten kırılıyor olmama rağmen bunu hemen aldım. Hatta üniversiteden yakın arkadaşıma da aldım ama o çoktan okumuştu. Onla içe dönmelerimiz çoktur, en çok o geldi aklıma zaten gördüğümde de okurken de. Yazarın kitaba bir giriş bölümü yazmış olması beni sevindirdi. Okuru yazara biraz daha yakınlaştırıyor ki kendi tecrübelerini anlatacağı için bu çok önemliydi. Zira tüm o sevilmeme korkusuna rağmen kendini bu denli kötü gösterecek tüm iç dünyasını cesurca paylaşabilmiş. Ben uzun süre başkaları bulup okur diye günlüklerime sadece iyi olan yanlarımı, herkesçe bilinen hatalarımı ve korkularımı yazardım, sonra yazamadığım onca şey boğazımda düğüm olurdu da o anlattıklarımı da anlatmaktan vazgeçer ve günlüğü bir kenara atardım. Bu yüzden blogumun ismi ve Instagram’daki kullanıcı adım “içimdebirşeysaklı”. Hâlâ kimselere göstermediğim, beni epeyce de yalnız hissettiren tonla şey var. Siz sadece size izin verilen kadarını görüyorsunuz. Belki de bu yüzden bu kitaptan bu kadar etkilenmişimdir. Kitaba ve karaktere bayılmasam da onun kendini olduğu gibi sunma cesaretini takdir ediyorum. Belki de bu onun son denemesiydi, bilemiyorum. Belki de bu cesaret onun çaresizliğinden, artık seçeneksiz kalmaktan ileri geliyordu. Toplum olarak yaşadığımız için birbirimizden sorumlu olduğumuzu düşünmeden edemiyorum. Birbirimizi iyileştirmek
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma
Beklentilerimi Karşılamadı
Puan vermedi·172 syf.··
2025 2. kitabı
Birbirinden bağımsız 60 kişiye yöneltilen 10 sorunun cevaplarından oluşan bir kitap. Bu kişiler 25-60 yaş aralığında olup kendilerini eski müslüman, yeni dinsiz olarak niteliyor.Kitap ise bu on soruya verdikleri cevapları konu ediniyor. Kitabın sonunda cevaplardan ve istatistiklerden yola çıkarak editör arkadaş bir analizde de bulunmuş. Kitapta kendisine soru yöneltilenlerin bir çoğu ya ilahiyat mezunu yada imamhatip mezunu. Genele vurabileceğimiz şekliyle kitaptaki büyük çoğunluk dini uzantılı bir okuldan mezun. Kitabın ilk adını ve içeriğini duyunca bana vay be dedirten kısmı da buydu. İçerisinde öğretmen,imam, ilahiyat akademisyeninden tutun müftü kişiler de vardı. Aslında bu kitabı görünce heyecanlanmıştım. Çünkü burada sorulara verilen cevapları analiz edebilirsek aslında dinden kopuş eğilimine psikolojik bir bakışla bakıp bunu anlamlandırma ve bu eğilimin sebep-sonuç ilişkisini daha yakinen kavrama fırsatı bulacağımı düşünmüştüm. Ama kitabı okuyunca yanıldığımı anladım. Çünkü kitapta farklı kişiler de olsa hep konu edinilen kişilerde bir aydınlanma savaşcısı gibi bir hava var. Bu kitabın dini versiyonu yapılsa muhtemelen Allah'a hamdolsun bize o hidayeti nasip etti diyip atomu bölermişcesine bir hava verilip de dünyayı aydınalatıp kurtaracak o seçilmiş nefer gibi takılma içgüdüsü yada kibrine çok çok daha az rastlayacaktık. Aslında kitaptaki ortak nokta hepsinin kendisini bu tarzda gereksiz kasması. Sen bir lafız ile yapılabilecek bir iş yaptın.(İnanmıyorum demek dinden çıkmak için kafidir) Öyle aydınlık savaşçısı rolüne bürünmeye gerek yok. Ayrıca dinden çıkış için sunulan kendilerince sebeblerin bir çoğu kendilerinin yaptığı bir niyet okumasından ibaret. Kimisi gelir bana göre Muhammed rakip kabilesi olan Ümeyye kabilesine galip gelmek için peygamberlik
Dip DalgaHamdi Tayfur · Ankara Okuru Yayınları · 202346 okunma
1/10
·452 syf.··
2025 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2025 01:28
Kişi isminden sonra iki nokta konarak ne söylediğinin yazıldığı kitapları en son ikinci sınıfta okumuştum sanırım. Ne okudum acaba? Cin Ali kitabı mı? Dili berbat, berbaaaaat, berbatt. Yüz kere yazsam da yetersiz kalır. Örnek vermek gerekirse ikinci bölümdeki sesli mesaj kısmında karakterin düşüncelerini sesli mesajın arasına yedirilmiş bir şekilde okurken söyle bir sözcük dizisi göze çarpıyor, "sesli mesaj devam ediyor". Bitch whaaat? Bu nedir aklınıza sıçayım ya? Çok şükür beynimiz var ulan. Nerede ne olduğunu bu kadar açıklamanıza gerek yok. Kitaptan çok senaryoya benzeyen bir eda ile yazılmış ve kesinlikle okuma zevki sunmuyor. Sevgili editör bozuntusu sana bir çift lafım var. Aslında bir çiftten fazla lafım var ama şimdilik bir çiftle sınırlandıracağım. Kendine bir imla kılavuzu bir de noktalama işaretleri ders notu edin. Ama bu notlar ilkokul seviyesinde olsun, tamam mı? Çünkü soru cümlesi sonunda soru işareti konulması gerektiğini bile bilmiyorsun ve bu konuda temele inmekte belli ki fayda var. Ayrıca hoşçakal değil, hoşça kal. Ayrıca kim kimle yatağını saatlik dilimlerle paylaşır amk? Hapishanelerde bile yatak paylaşılmıyordur herhalde. Hayal gücünüze sıçayım. Az yiyin de ranza alın. Kaç sterlin ulan bir ranza? Hayır aynı yatağı paylaşmalarını geçtim, pislik kere pislikler bu paylaşım sırasında nevresim bile değiştirmiyorlar. Kendinize ait nevresim edinmeye ne dersiniz? Sizi pislik bir Avrupalı ya da Amerikalı olarak yaratmayan Rabb'iniz için bugün ne yaptınız ey bu yorumu okuyan insanlar? Ben hiçbir şey yapmadım açıkçası.
Ev ArkadaşıBeth O'Leary · Dex Yayınevi · 2020510 okunma
Reklam
Reklam