Ya 1956'da yazdığım üç öykünün bana 1959'da sıkıcı gelmesi gibi yeni bitirdiğik bu dört öykü de editörlere sıkıcı gelirse?
Sayfa 388·Kitabı okudu
Senden Dönüş
Bir zaman lâle de sendin bize, peymâne de sen, Bağda ırmaktın akan, bahçede rüzgârdın esen. Göl sanırdık ne zaman dalsak elâ gözlerine, Seyrederdik seni günlerce gülistan yerine. Saçlarındaydı bütün tılsımı binbir gecenin, Seher alnında, şafaklar gülüşündeydi senin. Aramazdık gece mehtabı yüzün parlarken, Bir uzak yıldıza benzerdi güneş sen varken. Ezelî şi'rini yazdıkça tabîatte bahar, Düşünürdük ki tabîatte olan, sende de var! Ve bilirdik ki tabiat, süzerek cevherini, Toplamış sende açık, gizli güzelliklerini. Daha kuvvetli görürdük seni hilkatten de, Onda kaybettiğimiz sırrı arardık sende... O zaman sende bulurken biz ömür menbaını, Ansızın sardı adem rengi o cennet bağını. Her geçen yıl, o güzellikleri senden çalarak, Serpiyor yerlere bir gül gibi yaprak yaprak... Seni has bahçeler üstünde görürken daha dün, Bizi hayran ediyor saksıda bir gonca bu gün! Şehriyâr olsa da yalnız gidiyor kabre giden Dönüyor gözlerimiz âleme, sensiz, yeniden
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Yine gelin Bay Eden, sizi görmekten her zaman memnun oluruz," dediler merdivenlerin tepesinden ona bakarak kahkahalarla gülerken. Martin, pis pis sırıtarak toparlanıp ayağa kalktı. "Peh be!" diye homurdandı. "Sizin bu dergideki profesyonel boks takımının yanında Transcontinental'dakiler dişi keçi kalır.” Kahkahalarla karşıladılar bu yorumu. "Ben de belirtmeliyim ki bir şair olarak sizin için de aynı şey geçerli," dedi The Hornet'in editörü yukarıdan. "O sağ kroşeyi nerede öğrendiğinizi sorabilir miyim?" "Ya siz kafakolu nerede öğrendiniz? Gözünüz moraracak bu arada," dedi Martin. "Umarız sizin de boynunuz tutulmaz," dileğinde bulundu editör endişeyle. "Ne dersiniz, hep beraber iki tek atarak bu olaydan bahsedelim mi? Sarmaş dolaş olalım demiyorum, ama biraz şamata yaparız.” "Madem yenildim, patron sizsiniz," diyerek kabul etti Martin.
Sayfa 343·Kitabı okudu
Alıntı
martin dergilerden parasını almaya çalışıyor :D
Bay Ford, iyi niyetinin göstergesi olarak iki cebini de tersyüz etti. Birinden yere bir kart düştü. Eğilip aldı ve tek­rar cebine koymak üzereyken Martin haykırdı: "Neymiş bakayım o? Vapur bileti. Ver, ver. On sent eder. Bunu da kabul ediyorum. Şimdi bilet dahil elimde dört dolar doksan beş sent var. Bana hala beş sent borcunuz var." Hiddetle Bay White'a baktı ve bu hassas adamın ona beş sent uzattığını gördü. Sonra hepsine, "Teşekkür ederim beyler. Hepinize iyi günler dilerim," dedi. "Haydut," diye hırladı Bay Ends. "Emek hırsızı," diye karşılık verdi Martin, kapıyı arka­sından çarpıp hızla çıkarken. O kadar sevinçli ve coşkuluydu ki "Peri ve İnci" için The Hornet'in de kendisine on beş dolar borçlu olduğunu hatır­ladı ve gidip bu parayı da tahsil etmek istedi. Ama istisnasız her şeyi çalan ve herkesi soyan gerçek haydutlarca idare edilen The Hornet, temiz tıraşlı, iriyarı ve güçlü kuvvetli bir sürü genç tarafından yönetiliyordu. Bir miktar ofis mobilya­sı hasarının ardından işletme müdürü, ilancı ve müstahdem­den güçlü destek alan editör (üniversitede spor yapardı), Martin'i ofisten çıkarmaya ve merdivenlerden uçup yere inmesini sağlayacak ilk hızı vermeye muvaffak oldu. "Yine gelin Bay Eden, sizi görmekten her zaman mem­nun oluruz," dediler merdivenlerin tepesinden ona bakarak kahkahalarla gülerken. Martin, pis pis sırıtarak toparlanıp ayağa kalktı. "Peh be!" diye homurdandı. "Sizin bu dergideki profes­yonel boks takımının yanında Transcontinental'dakiler dişi keçi kalır." Kahkahalarla karşıladılar bu yorumu. "Ben de belirtmeliyim ki bir şair olarak sizin için de aynı şey geçerli," dedi The Hornet'in editörü yukarıdan. "O sağ kroşeyi nerede öğrendiğinizi sorabilir miyim?" "Ya siz kafakolu nerede öğrendiniz? Gözünüz morara­cak bu arada,"
Freud'un sevgisinin sorunlu doğasıyla ilgili en açıklayıcı ifade muhtemelen 'Rüyaların Yorumu' kitabında anlattığı bir rüyada gizlidir. Rüya şöyledir: -Belli bir bitki hakkında bir monografi yazmıştım. Kitap önümde duruyor, katlanmış renkli bir çizimi açıyorum. Bitki koleksiyonlarında olduğu gibi, her bitkiye kurutulmuş bir örneği eklenmiş. - Freud'un yaptığı çağrışımlardan birini zikredeyim: "O gün öğleden önce bir kitapçının vitrininde adı Siklamen Ailesi olan yeni bir kitap gördüm. Kitap büyük olasılıkla bu bitki türü hakkında bir monografiydi. Siklamen karımın en sevdiği çiçektir. Ona istediği sıklıkta çiçek alamadığım için suçlu hissediyorum kendimi." Rüyaların başka bir çağrışımı zinciri Freud'u çiçeklerden alıp oldukça farklı bir konuya, kendi hırsına götürür: "Gerçekten de bir zamanlar bir bitki üzerine monografi benzeri bir şey yazmıştım. Koka bitkisi üzerine yazılmış bir makaleydi bu ve bu sayede K.Koller kokainin anestezik etkisi ile ilgilenmeye başlamıştı." Bu noktada Freud önceki akşam tanışmış olduğu bir editör olan Koller onuruna bir Derleme (Festschrift) hazırlamayı düşünür. Kokainle ilgili bu çağrışım Freud'un hırsıyla ilgilidir.