Elleriyle ayakları zayıf çırpınışlarla kasılarak suyu dövmeye başladı.Ama o,el ve ayaklarıyla,ayrıca onlara suyu döndüren yaşama hırsıyla dalga geçiyordu.Artık çok derindeydi.Bu el ve ayaklar onu su yüzüne çıkaramazdı artık.Yorgun argın,hayali bir dünyada sürükleniyor gibiydi.Her tarafını renkler ve ışıklar sarıyor,onu yıkıyor ve içini dolduruyordu.Neydi bu böyle? Bir deniz fenerine benziyordu,fakat bu fener beyninin içindeydi.Şimşek gibi çakan,beyaz ve parlak bir ışıktı.Gittikçe daha da hızla çakmaya başladı;sonra uzunca bir süre bir gürültü duydu;sanki dipsiz bir merdivenden aşağı yuvarlanıyormuş gibi hissediyordu.Dipte bir yerde karanlığa gömüldü.Tek bildiği buydu.Koyu karanlığın içindeydi.Ve bunu kavradığı anda da bu kavrayışı sona erdi.