📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Tüm gün evinde bir sürü insan olması fena bence. Yani ailenden olmayan birtakım insanlar sürekli alanını işgal ediyor, düşünsene."
"Çok haklısın, Holmesy, insan her dediğini yapmaya çalışan hizmetçilerin sebep olduğu ıstıraba nasıl katlanır aklım almıyor."
Bazı insanlara karşı bir şeyler hissediyordum hissetmesine, biriyle birlikte olma fikri de hoşuma gidiyordu ancak olayın işleyişi pek benim becerilerime uygun değildi. Yani mesela tipik romantik ilişkilerin beni geren bazı kısımları şunlardı: 1. Öpüşmek; 2. İnsanları kırmamak için doğru şeyleri söylemek zorunda olmak; 3. Özür dilemeye çalışırken daha da yanlış şeyler söylemek; 4. Sinema salonuna gidip el ele tutuşmak zorundaymış gibi hissetmek hem de elleriniz terledikten ve terleriniz birbirine karışmaya başladıktan sonra bile ve 5. Karşınızdaki, "Ne düşünüyorsun?" diye sorduğunda sizin, "Seni düşünüyorum, aşkım," filan demeniz gerekirken esasen ineklerin, midelerindeki bakteriler olmasa resmen hayatta kalamayacaklarını ve bunun bir nevi, ineklerin bağımsız yaşam formları olarak addedilemeyeceği anlamına geldiğini düşünmeniz ama bu sesli söylenebilecek türde bir şey olmadığından en nihayetinde yalan söylemek ile acayip bir şey söylemek arasında tercih yapmak zorunda kalmanız.
Daisy'nin, nefret ettiğimi bildiği için üstüme uzun bacaklı örümceklerden attığını hatırlıyordum, ben de çığlık çığlığa kaçar, kollarımı sağa sola sallardım ama aslında korkmazdım çünkü o zamanlar tüm duygular oyun gibi geliyordu, sanki o duygulara mahkum olmaktan ziyade onları deniyordum. Esas dehşet veren korkmak değildi; konu hakkında tercih şansınızın olmamasıydı.