Bu gözler, benim gözlerim. Ellerim, benim ellerim... Hep kendim kalacağımı idrak ediyorum o zaman. Tanrım, bu nasıl bir lanet? Derimi yırtmak, gözlerimi oymak, dişlerimi sökmek bir işe yaramaz. Kendime mahkumum. Ağlasam, göz yaşlarım benim göz yaşlarım. Ben cehennem de değilim, cehennem benim içimde.
"Çok kötü bir alışkanlık," dedim.
"Günde beş taneye kadar bir zararı yokmuş," diye omuz silkti.
"Sen kaç tane içiyorsun?"
"Yedi."
"İki tane fazladan içiyorsun yani."
"O da benim ödülüm," dedi umursamaz, karanlık bir gülücükle. Ölümden bir nefes çekmek. İşte ödülü buydu.
İlk öncelikle her ne kadar vampirlerden ve meleklerden sıkılmış olsam ve her ne kadar seriye diğer okuyucular kadar hayran olmasam da Lonca Avcısı serisini gene de seviyorum.
Beni hem ilk kitapta hem de ikinci kitapta genel olarak rahatsız eden tek şey, kitaptaki bazı şeylere çok vurgu yapılmasıydı. Örneğin birinci kitapta Elena kendini kolay lokma olarak görmüyordu ve bu yüzden dobra davranıyordu ve bu da sürekli gözümüze gözümüze sokuluyordu. Ben kolay lokma değilim. Evet benimle düzgün konuş yoksa bıçağımı saplarım. İç sesiniz bir süre sonra yahu tamam anladık kolay lokma değilsin!!! diye bağırıyordu.
Neyse ikinci kitapta ise gene bu sorundan vardı. Bu sefer de Raphael'in Elena'ya 'sen benimsin, benim avcımsın' vb. cümleleri çok söylüyor olmasıydı. Bunu biraz eksiklik olarak gördüm. Bu hissiyatı bu kadar çok vurgu yapmadan bize vermeliydi.
Onun dışında birde kitabın sonu biraz saçma geldi bana. Spoi olur mu bilmem ama başta Lujian'a o kadar çok öldürülemez, çok güçlü, hepimiz bir olsak dahi onu yenemeyiz derlerken sonda Raphael'in bir, "Şimdi!" demesiyle hepsi birden güçlerini onun üzerine yönelttiler ve Lujian'ı yendiler. Yani bu kadar kolaysa niye bu kadar tatava yaptınız başta. -,-
Neyse demem o ki gene herkesin sevdiği bir seriyi ben gene o kadar da sevemedim, ama siz çoğunluğa uyun. ^^
"Elena." Adını söylemeye devam etti, zihnine, beynine değdirmeye devam etti ve sonunda Elena onu gördü, tanıdı. Avcısına sarılmaya devam edip elini tekrar tekrar kanadının üstünde gezdirdi, onu teselli etti, yatıştırdı, Elena'ya burada olduğunu, onunla olduğunu, kaçamayacağı geçmişte hapis kalmadığını hatırlattı."